Obzor'da Liderliği Yeniden Düşünmek: Dijital ve Çevre Dostu Bir Erasmus+ Deneyimi
Liderlik sadece bir grubu yönlendirmek veya karar vermek mi? Obzor'da geçirdiğim bir hafta boyunca liderliğin dinlemek, sorumluluk paylaşmak, farklılıklara alan açmak, dijital dünyayı doğru kullanmak ve çevreyi de düşünmek anlamına geldiğini deneyimledim.

10-16 Eylül 2025 tarihleri arasında Bulgaristan'ın Obzor şehrinde gerçekleşen Erasmus+ gençlik değişimine katıldım. Projenin temel konusu dijital ve çevre dostu liderlikti. Bir hafta boyunca farklı ülkelerden gelen gençlerle birlikte liderlik, takım çalışması, iletişim, sorumluluk alma, stres yönetimi, zaman yönetimi, dijital araçlar, sürdürülebilirlik ve çevre bilinci üzerine çalışmalar yaptık.
Projenin benim için en önemli taraflarından biri liderlik kavramına sadece klasik anlamıyla yaklaşmamamız oldu. Liderliği sadece bir grubu yönlendirmek veya karar vermek olarak ele almadık. İyi bir liderin insanları dinlemesi, ekip içindeki farklılıkları yönetebilmesi, sorumluluk alması, gerektiğinde geri planda kalabilmesi ve grubun ortak bir hedef doğrultusunda ilerlemesine yardımcı olması gerektiğini konuştuk.
Bir hafta boyunca yaptığımız atölyeler ve grup çalışmaları sayesinde bu konuları sadece teorik olarak dinlemedik. Farklı görevler sırasında liderlik yapmayı, takım içinde sorumluluk almayı ve bazen de bir başkasının liderliğini takip etmeyi deneyimledik.
Farklı ülkelerden gelen katılımcılarla birlikte çalışmak da projenin önemli bir parçasıydı. Farklı kültürlerden insanların aynı konuya farklı açılardan yaklaşabildiğini gördüm. Bazen aynı problemi farklı şekillerde çözmeye çalıştık. Bazen de farklı fikirlerin bir araya gelmesiyle tek başımıza düşünemeyeceğimiz sonuçlara ulaştık.
Projenin ortak dili İngilizceydi. Bu nedenle günlük iletişimden grup çalışmalarına kadar birçok durumda İngilizce kullandım. İlk başlarda bazı cümleleri kurmak için daha fazla düşünmem gerekse de zaman geçtikçe daha rahat konuşmaya başladım. Bir konuyu İngilizce anlatmaya çalışmak, dinlemek ve farklı aksanlara alışmak benim için önemli bir pratik oldu.
Birinci Gün: İlk Tanışmalar ve Projeye Başlangıç
İlk gün daha çok yerleşme ve birbirimizi tanıma üzerineydi. Farklı ülkelerden gelen katılımcılar otele giriş yaptı ve odalarımıza yerleştik. Herkesin birbirini tanımaya çalıştığı bu ilk saatlerde doğal olarak biraz heyecan vardı.
Akşam saatlerinde tanışma oyunları ve buz kırıcı aktiviteler yaptık. Bu aktivitelerin amacı sadece eğlenmek değildi. Aynı zamanda grup içerisindeki iletişimi kolaylaştırmak ve insanların birbirleriyle daha rahat konuşmasını sağlamaktı.
İlk başta birbirini hiç tanımayan insanların kısa süre içerisinde sohbet etmeye başlaması oldukça ilginçti. Birkaç oyun sonrasında insanların daha rahat davrandığını ve gruplar arasında ilk iletişimlerin oluşmaya başladığını gördük.
Daha sonra proje hakkında genel bir tanıtım yapıldı. Projenin amacı, programı ve hafta boyunca yapacağımız çalışmalar hakkında bilgi aldık. Projenin hangi konular üzerine kurulacağı ve katılımcılardan neler beklendiği anlatıldı.
Bu ilk gün benim için biraz gözlem yapma ve ortama alışma günüydü. Kimlerin daha konuşkan, kimlerin daha sakin olduğunu, insanların nasıl iletişim kurduğunu gözlemledim. Önümüzdeki günlerde birlikte çalışacağımız için ilk izlenimler önemliydi.
İkinci Gün: Liderlik Nedir?
İkinci günün ana konusu liderlikti. Güne liderlik kavramının ne olduğunu tartışarak başladık. "İyi bir lider kimdir?" ve "Liderlik doğuştan gelen bir özellik midir, yoksa geliştirilebilir mi?" gibi sorular üzerinden fikirlerimizi paylaştık.
Liderlik türlerini de ele aldık. Farklı liderlik yaklaşımlarının farklı durumlarda işe yarayabileceğini konuştuk. Her durumda aynı liderlik tarzını kullanmanın doğru olmayabileceğini fark ettik.
Grup çalışmalarında kendi düşüncelerimizi paylaşırken diğer insanların fikirlerini de dinlememiz gerekiyordu. Bu noktada etkili iletişimin liderlik açısından ne kadar önemli olduğunu daha iyi gördüm.
Bu çalışmalar sırasında kendi davranışlarımı da gözlemleme fırsatı buldum. Bir grup çalışmasında ne zaman söz aldığımı, ne zaman geri planda kaldığımı ve karar alma süreçlerinde nasıl davrandığımı düşünmeye başladım.
Üçüncü Gün: Takım Çalışması, Empati ve Soft Skills
Üçüncü gün soft skills konusuna odaklandık. Takım çalışması, empati, zaman yönetimi ve stres yönetimi üzerine farklı atölyelere katıldık.
Takım çalışması üzerine yaptığımız uygulamalarda bir görevi tek başımıza yapmakla ekip halinde yapmak arasındaki farkı gördük. Grup içerisinde herkesin aynı düşünmesi gerekmiyor. Önemli olan farklı düşünceleri ortak bir hedef doğrultusunda bir araya getirebilmek.
Empati konusunda da çeşitli çalışmalar yaptık. Bir durum karşısında sadece kendi bakış açımızdan düşünmek yerine başka bir kişinin aynı olaya nasıl yaklaşabileceğini değerlendirdik.
Farklı ülkelerden insanlarla birlikte çalışmak bu açıdan oldukça faydalıydı. Çünkü aynı olay hakkında farklı kültürlerden insanların farklı düşünceleri olabiliyor. Bir kişinin çok normal gördüğü bir davranış başka bir kişi için farklı anlam taşıyabiliyor.
Zaman yönetimi üzerine yaptığımız çalışmalarda ise bir işi planlamanın ve önceliklendirme yapmanın önemini ele aldık. Özellikle grup çalışmaları sırasında zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden sürenin sonuna yaklaşabiliyorduk. Bu nedenle görevleri bölmek, sorumlulukları paylaşmak ve zaman sınırını takip etmek önemli hale geldi.
Stres yönetimi de günün önemli konularından biriydi. Özellikle grup içerisinde fikir ayrılıkları yaşandığında veya bir görevi belirlenen sürede tamamlamak gerektiğinde stresin kararlarımızı etkileyebildiğini gördük.
Akşam ise kültürel gece düzenlendi. Her ülke kendi kültürünü tanıtmak için hazırlık yaptı. Yiyecekler, müzikler, gelenekler ve günlük yaşam hakkında bilgiler paylaştık.
Türkiye hakkında da kendi kültürümüzü anlatma fırsatı bulduk. Bazı geleneklerimizin diğer ülkelerdeki geleneklerle benzerlik taşıdığını görmek şaşırtıcıydı.
Dördüncü Gün: Dijital Liderlik
Dördüncü gün projenin önemli başlıklarından biri olan dijital liderlik üzerine çalıştık.
Teknolojinin hayatımızın bu kadar büyük bir parçası haline gelmesiyle birlikte liderlik anlayışının da değiştiğini konuştuk. Günümüzde bir liderin sadece yüz yüze iletişim kurabilmesi yeterli olmayabiliyor. Çevrim içi toplantılarda iletişim kurmak, dijital araçları kullanmak, bilgiye ulaşmak ve dijital ortamda güvenilir içerik üretmek de önemli hale geldi.
Dijital çağda etkili bir lider olmanın yollarını tartıştık. Dijital araçların doğru kullanıldığında ekip çalışmasını kolaylaştırabileceğini gördük.
Aynı zamanda sosyal medya sorumluluğu üzerine de konuştuk. İnternette paylaşılan bilgilerin hızlı bir şekilde yayılabildiğini ve bu nedenle içerik üretirken daha dikkatli olunması gerektiğini değerlendirdik.
Atölyelerde dijital sunumlar hazırladık. Grup olarak fikirlerimizi bir araya getirerek bir içerik oluşturduk ve bunu diğer katılımcılara sunduk.
Özellikle gençlik çalışmalarında dijital araçların gençlere ulaşmak, etkinlikleri duyurmak, ekip iletişimini sağlamak ve yeni fikirleri görünür hale getirmek açısından önemli bir rolü olduğunu düşündüm.
Beşinci Gün: Çevre Dostu Liderlik
Beşinci gün liderliği çevre ve sürdürülebilirlik açısından ele aldık.
Çevre dostu liderlik kavramını daha yakından inceledik. Ekolojik farkındalık, sürdürülebilirlik ve çevreye karşı sorumluluk gibi konular üzerine grup çalışmaları yaptık.
Sürdürülebilirlik konusunda günlük hayatımızdaki davranışlarımızı değerlendirdik. Tüketim alışkanlıklarımızın, kullandığımız kaynakların ve çevreye karşı yaklaşımımızın nasıl bir etkisi olduğunu konuştuk.
Grup çalışmalarında çevre sorunlarına yönelik farklı fikirler geliştirdik. Herkes kendi ülkesindeki çevre sorunlarından örnekler verdi. Böylece farklı ülkelerde yaşanan sorunların bazı noktalarda birbirine benzediğini gördük.
Günün bir bölümünde yerel bir çevre kuruluşunun temsilcisini dinledik. Yerel düzeyde yapılan çevre çalışmaları hakkında bilgi aldık. Çevre sorunlarının sadece büyük ölçekli projelerle değil, yerel girişimlerle ve bireysel sorumluluklarla da ele alınabileceğini görmek önemliydi.
Bu gün benim için liderlik kavramının kapsamını biraz daha genişletti. İyi bir liderin sadece ekibini değil, içinde bulunduğu çevreyi de düşünmesi gerektiğini fark ettim.
Altıncı Gün: Değerlendirme ve Vedalaşma
Projenin son gününde bir hafta boyunca yaptığımız çalışmaları değerlendirdik. Her grup projeden neler öğrendiğini ve hangi kazanımları elde ettiğini paylaştı.
Bu değerlendirme sırasında ilk günle son gün arasındaki farkı görmek ilginçti. İlk gün birbirimizi tanımayan insanların son gün oldukça rahat bir şekilde fikirlerini paylaşabildiğini gördük.
Ben de kendi açımdan projeyi değerlendirdim. Liderlik konusunda daha fazla düşünmeye başladığımı fark ettim. Daha önce liderliği biraz daha fazla yönlendirmek ve karar vermek üzerinden düşünürken artık dinleme, empati, sorumluluk paylaşımı ve iletişimin de liderliğin önemli parçaları olduğunu düşünüyorum.
Takım çalışması konusunda da yeni deneyimler kazandım. Farklı karakterlere ve farklı çalışma biçimlerine sahip insanlarla birlikte hareket etmek her zaman kolay değil. Ancak ortak bir hedef olduğunda farklılıkların bir dezavantaj olmak zorunda olmadığını gördüm.
Proje sonunda sertifika töreni gerçekleştirildi. Ardından akşam veda etkinliği düzenlendi.
Bir hafta boyunca birlikte vakit geçirdiğimiz insanlarla vedalaşmak biraz duygusal bir andı. İlk gün birbirimizi tanımaya çalışırken son gün birlikte geçirdiğimiz zamanı değerlendiriyor ve birbirimize veda ediyorduk.
Bu Proje Bana Neler Kazandırdı?
Bu proje sayesinde liderlik kavramını daha derinlemesine düşünme fırsatı buldum. İyi bir liderin sadece karar veren kişi olmadığını, aynı zamanda iyi bir dinleyici olması gerektiğini öğrendim.
Takım çalışmasının da liderlik kadar önemli olduğunu gördüm. Bir ekibin başarılı olması için sadece bir kişinin çaba göstermesi yeterli değil. Herkesin sorumluluk alması ve ortak hedef için katkı sağlaması gerekiyor.
Stres ve zaman yönetimi konusunda da kendimi değerlendirme fırsatı buldum. Bir işi son dakikaya bırakmanın veya plan yapmadan hareket etmenin grup çalışmasını nasıl etkileyebileceğini uygulamalar sırasında gördüm.
Farklı ülkelerden gelen katılımcılarla çalışmak kültürel farkındalığımı artırdı. İnsanların aynı konuya farklı açılardan yaklaşabileceğini ve bu farklılıkların doğru yönetildiğinde öğrenme sürecini zenginleştirebileceğini gördüm.
İngilizce iletişim konusunda da önemli bir pratik kazandım. Günlük konuşmalardan grup çalışmalarına, sunumlardan sosyal etkinliklere kadar birçok farklı durumda İngilizce kullandım. Bu da konuşurken daha az çekinmemi sağladı.
Dijital liderlik konusunda öğrendiklerim ise özellikle gençlik çalışmaları açısından benim için önemliydi. Dijital araçların doğru kullanıldığında ekip çalışmasını kolaylaştırabileceğini ve gençlere ulaşmak için yeni fırsatlar yaratabileceğini gördüm.
Çevre dostu liderlik konusu ise liderliğe farklı bir açıdan bakmamı sağladı. Bir liderin sadece kendi ekibine veya kurumuna değil, yaşadığı topluma ve çevreye karşı da sorumluluk taşıması gerektiğini düşündüm.
Obzor'dan Geriye Kalan
Obzor'da geçirdiğim bu hafta benim için sadece bir Erasmus+ projesine katılmak anlamına gelmedi. Aynı zamanda kendimi farklı bir ortamda gözlemleme fırsatı bulduğum bir süreç oldu.
Yeni insanlarla tanıştım, farklı kültürleri tanıdım, İngilizce konuştum ve farklı grup çalışmalarında sorumluluk aldım. Bazen bir grubun parçası oldum, bazen fikirlerimi savundum, bazen de başkalarının fikirlerini dinleyerek ortak bir karar almaya çalıştım.
Benim için bu projenin en değerli taraflarından biri de öğrenmenin sadece atölye sırasında gerçekleşmediğini görmekti. Birlikte yemek yemek, farklı ülkelerden insanlarla sohbet etmek, kültür gecelerine katılmak, grup içinde karar vermek ve günlük hayatı paylaşmak da öğrenme sürecinin bir parçasıydı.
Obzor'dan ayrılırken yanımda sadece bir sertifika götürmedim. Liderlik hakkında yeni düşünceler, farklı kültürlerle iletişim kurma deneyimi, takım çalışması konusunda yeni bakış açıları ve kendime dair bazı yeni farkındalıklarla ayrıldım.
Bir hafta boyunca farklı ülkelerden gençlerle aynı ortamı paylaşmak, birlikte öğrenmek ve birlikte üretmek benim için değerli bir deneyim oldu. Obzor'da başlayan bu öğrenme sürecinin proje sona erdikten sonra da günlük hayatımda ve gençlik çalışmalarında devam edeceğini düşünüyorum.
Digital and Eco-Friendly Leadership for Young Changemakers Erasmus+ Proje Katılımcısı Yücel Kültür Vakfı Genç Sayfa Erasmus+ Deneyim Yazıları