Erasmus+ Deneyim Yazısı

Sürdürülebilirliği Deneyimlemek: Plovdiv'de Bir Erasmus+ Gençlik Değişimi

Plovdiv'de geçirdiğim bu Erasmus+ gençlik değişiminde sürdürülebilirliği yalnızca konuşmadık; geri dönüşümden park temizliğine, girişimcilikten dijital içerik üretimine kadar farklı yöntemlerle doğrudan deneyimledik.

Earth YE 8-14 Haziran 2025 Plovdiv, Bulgaristan Sürdürülebilirlik
Earth YE Erasmus+ gençlik değişiminden bir an

8-14 Haziran tarihleri arasında Bulgaristan'ın Plovdiv şehrinde gerçekleşen Erasmus+ gençlik değişimi projesi, benim için sürdürülebilirlik ve çevre bilincini sadece konuştuğumuz değil, farklı yöntemlerle deneyimlediğimiz kapsamlı bir süreç oldu.

Proje boyunca farklı ülkelerden gençlerle birlikte çalıştık, takım görevleri yaptık, bireysel çalışmalar gerçekleştirdik, şehir içerisinde saha aktivitelerine katıldık ve yeni proje fikirleri geliştirdik.

Projenin temelinde sürdürülebilir yaşam, çevre bilinci ve doğaya karşı daha duyarlı bir yaklaşım vardı. Ancak benim açımdan proje sadece çevre konusunda farkındalık kazandığım bir süreç olmadı. Aynı zamanda takım çalışması, sorumluluk alma, fikir geliştirme, sunum yapma, farklı insanlarla iletişim kurma ve kendi yaratıcı yönlerimi keşfetme konusunda da önemli bir deneyim yaşadım.

Farklı ülkelerden insanların aynı görev üzerinde çalışması projenin benim için en değerli taraflarından biriydi. Takım çalışmasının sadece birlikte çalışmak değil, birbirini dinlemek ve farklılıkları ortak bir üretime dönüştürmek olduğunu gördüm.

İlk Gün: Sesim Kısık, Heyecanım Yüksek

Projenin ilk gününde benim için biraz farklı bir başlangıç oldu. Daha ilk iki gün içerisinde hastaydım ve sesim ciddi şekilde kısılmıştı. İlk defa katıldığım bir Erasmus+ projesinde kendimi insanlara yeterince iyi tanıtamayacağımı ve iletişim kurmakta zorlanacağımı düşünmeye başladım.

Özellikle ilk gün sesimin olmaması benim için biraz stresliydi. Çünkü yeni insanlarla tanışırken kendimi rahat ifade edebilmek benim için önemliydi. Ancak kısa sürede bunun aslında bir engel olmak zorunda olmadığını fark ettim.

Sesim çok kısık olmasına rağmen etkinliklere katılmaya ve insanlarla birebir iletişim kurmaya çalıştım. Bazen oldukça düşük sesle konuşmak zorunda kaldım ama buna rağmen birçok kişiyle tanışma fırsatı buldum.

İlk gün proje süreci hakkında genel bilgilendirmeler yapıldı. Projenin takvimi, aktivitelerin nasıl ilerleyeceği ve kullanılacak yöntemler anlatıldı. Ayrıca Gossip Box, Punishment Box ve Secret Friend gibi sosyalleşmeyi destekleyen etkinliklerden bahsedildi.

Tanışma sürecinde isim oyunları, hobiler ve birbirimizi tanımaya yönelik çeşitli aktiviteler yaptık. Bu çalışmalar ilk başta basit gibi görünse de farklı ülkelerden gelen insanların kısa sürede birbirleriyle iletişim kurmasına yardımcı oldu.

Akşam ise Bulgar kültür gecesi gerçekleştirildi. Bulgaristan ekibi çeşitli dans gösterileri hazırlamıştı. Geleneksel kültürlerinden ve kötü ruhları kovmaya yönelik bazı geleneksel anlatılardan bahsettiler. Daha sonra Kahoot oynadık ve farklı yerel tatları deneme fırsatı bulduk.

İlk günün sonunda, başlangıçta yaşadığım ses problemi nedeniyle düşündüğüm kadar geride kalmadığımı fark ettim.

İkinci Gün: Erasmus+ ve Çevre Bilinciyle İlk Çalışmalar

İkinci gün projenin asıl konusuna yönelik çalışmalarımız başladı. İlk etkinlikte farklı gruplara ayrıldık ve bize çeşitli Erasmus+ konuları verildi. Bu konularla ilgili pankart hazırlamamız ve ardından çalışmamızı diğer katılımcılara sunmamız istendi.

Benim grubumun konusu Erasmus+ Certificate - Youthpass oldu. Youthpass kavramını görsel bir şekilde anlatmaya çalıştık ve bununla ilgili bir pankart hazırladık. Daha sonra hazırladığımız çalışmayı diğer gruplara sunduk.

Bu çalışma benim için özellikle sunum açısından önemliydi. Daha projenin başında fikir üretmek, bunu görselleştirmek ve ardından insanların karşısında anlatmak zorundaydık. İlk sunumlarda doğal olarak biraz heyecan vardı. Ancak sonraki günlerde bu konuda çok daha rahat olduğumu fark ettim.

Daha sonra farklı bir grupla doğayı koruma ve çevre bilinci üzerine bir tiyatro çalışması yaptık. İnsanların günlük hayatında sergilediği savurgan davranışlardan yola çıkarak geri dönüşümü teşvik eden bir canlandırma hazırladık.

Sürdürülebilirlik konusunu sadece konuşmak yerine bir hikâye üzerinden anlatmak benim için daha etkili oldu. İnsanların günlük alışkanlıklarının çevre üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu canlandırma yoluyla göstermeye çalıştık.

Günün devamında yeniden farklı gruplara ayrıldık. Bu kez şehir içerisinde bulmacaları çözmemiz ve verilen görevleri tamamlamamız gereken bir etkinlik yaptık. Parklar, heykeller ve çevredeki çeşitli noktalar görevlerin bir parçasıydı. Fotoğraf ve video görevleri de vardı.

Akşam ise karaoke gecesi yapıldı. Farklı ülkelerden şarkılar dinledik, söyledik ve birlikte eğlendik. Türkçe şarkıların da söylenmesi güzel bir kültürel paylaşım ortamı oluşturdu.

Earth YE projesinde Erasmus+ ve sürdürülebilirlik çalışmaları
Projenin ilk çalışmalarında fikir üretme, görselleştirme, sunum yapma ve sürdürülebilirliği farklı yöntemlerle anlatma deneyimi yaşadık.

Üçüncü Gün: Yaratıcılığı Keşfetmek ve Geri Dönüşüm

Üçüncü gün enerjim ve sesim artık daha iyi durumdaydı. Bu da benim projeye daha fazla dahil olmamı sağladı.

Güne energizer aktiviteleriyle başladık. Daha sonra bireysel yaratıcılığa odaklanan bir geri dönüşüm atölyesi gerçekleştirdik.

Hem iç hem dış alanda çalışmamıza izin verilen bu etkinlikte doğadan veya çevremizden bulduğumuz geri dönüştürülebilir nesneleri ve atıkları kullanarak yeni ürünler ortaya çıkardık.

Herkes kendi yaratıcı fikrini ortaya koydu. Kimimiz saksılar, kimimiz aksesuarlar, kimimiz kalem kutuları veya farklı organizatörler oluşturdu.

Bu etkinlik benim için sürdürülebilirliğin en somut örneklerinden biriydi. Kullanılmayacak gibi görünen bir nesnenin farklı bir amaçla yeniden kullanılabileceğini deneyimledik ve herkesin aynı malzemeye farklı bir gözle bakabildiğini gördüm.

Daha sonra takım çalışmasına geçtik. Proje ekibi tarafından çeşitli video görevleri verildi. Farklı noktalarda videolar çektik ve projenin TikTok hesabında kullanılabilecek içerikler hazırladık.

Bu bölüm benim için özellikle ilgi çekiciydi çünkü sürdürülebilirlik ve Erasmus+ temasını dijital içeriklerle birleştirme fırsatı bulduk. Bir mesajı sadece anlatmak yerine kısa bir video içerisinde vermeye çalışmak yaratıcılık gerektiriyordu.

Akşam ise Türk ve Yunan kültür gecesi yapıldı. Türk kültür gecesi için sunumlar hazırladık, geleneksel danslarımızdan halayı gösterdik, kına gecesi canlandırması yaptık ve çeşitli yemekleri tanıttık. Yunan ekibi de kendi kültürlerine ait gösteriler ve yemeklerle geceye katkıda bulundu.

Kendi kültürümüzü farklı ülkelerden insanlara anlatmak benim için ayrıca güzel bir deneyimdi. Günlük hayatımızda çok sıradan gördüğümüz bir kültürel detayın başka biri için oldukça ilginç olabileceğini fark ettik.

Dördüncü Gün: Burgaz'da Farklı Bir Gün

Dördüncü günümüz diğer günlerden biraz farklıydı çünkü serbest gün olarak planlanmıştı. Bu günü Bulgaristan'ın Burgaz şehrini ziyaret ederek değerlendirdik.

Projenin yoğun programından biraz uzaklaşıp farklı bir şehri keşfetme fırsatı bulduk. Benim için bu günün önemli taraflarından biri de projenin sadece atölye ve eğitimlerden oluşmamasıydı.

Farklı şehirleri görmek, yerel yaşamı gözlemlemek ve birlikte vakit geçirmek de Erasmus+ deneyiminin önemli bir parçasıydı. Birlikte geçirilen serbest zamanlar, proje içerisindeki arkadaşlıkların daha doğal şekilde gelişmesine yardımcı oldu.

Beşinci Gün: Doğal Kozmetik, Girişimcilik ve Park Temizliği

Beşinci gün Yunan takımının energizer etkinliğiyle başladı. Daha sonra şehir merkezinde bulunan ve Bulgaristan başta olmak üzere Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde satış yapan bir kozmetik firmasını ziyaret ettik.

Burada doğal yollarla üretilen ürünler, üretim süreçleri ve ürünlerin arkasındaki PR çalışmaları hakkında bilgi aldık.

Ziyaret benim için sürdürülebilirlik konusunun farklı sektörlerde nasıl ele alınabileceğini görmek açısından önemliydi. Çevre bilinci sadece doğa aktiviteleriyle sınırlı değil. Üretim süreçleri, kullanılan malzemeler, tüketim alışkanlıkları ve markaların kendilerini nasıl konumlandırdığı da bu konuyla bağlantılı.

Ziyaretin ardından gruplara ayrıldık ve kendi startup projemizi oluşturmaya çalıştık. Öncelikle brainstorming yaptık. Farklı insanların fikirlerini bir araya getirdik ve bunları uygulanabilir bir proje fikrine dönüştürmeye çalıştık.

Daha sonra hazırladığımız projeleri diğer gruplara sunduk. Sunum sonrasında diğer katılımcılar bize sorular yöneltti. Bu sorular sayesinde projemizin eksik taraflarını ve geliştirebileceğimiz noktaları daha iyi gördük.

Bir fikrin iyi olması tek başına yeterli değil. Fikrin uygulanabilir olması, ihtiyaçlara cevap vermesi ve farklı insanların bakış açılarıyla test edilmesi gerekiyor.

Günün son etkinliği ise saha çalışmasıydı. Yakındaki bir parka giderek temizlik yaptık. Gruplara ayrıldık ve tatlı bir rekabet içerisinde parkı mümkün olduğunca temizlemeye çalıştık.

Bu sırada yerel insanlarla da konuşma fırsatı bulduk. Parkta tanıştığım iki Bulgar genç, yapılan çalışmayı çok takdir ettiklerini söylediler. Yaptığımız şeyin sadece bizim grubumuz içerisinde kalmadığını, çevredeki insanlar tarafından da fark edildiğini görmek benim için önemliydi.

Sürdürülebilirlik konusunda aktif olmak her zaman büyük projeler yapmak anlamına gelmiyor. Yaşadığımız alanı temiz tutmak, çevremizdeki insanları bilinçlendirmek ve küçük bir örnek oluşturmak da farkındalık yaratabiliyor.

Akşam ise İtalya ve Sırbistan ekiplerinin kültür gecelerini gerçekleştirdik.

Earth YE projesinde park temizliği ve sürdürülebilirlik saha çalışması
Park temizliği, sürdürülebilirliği konuşmanın ötesine taşıyarak çevre için doğrudan harekete geçtiğimiz çalışmalardan biri oldu.

Altıncı Gün: TEDx Konuşmaları ve Kişisel Hikâyeler

Altıncı gün İtalyan takımının hazırladığı energizer ve facilitator aktiviteleriyle başladı. Daha sonra benim için projenin en özel aktivitelerinden biri olan TEDx Talk çalışmalarına başladık.

Her katılımcı kendi seçtiği veya kendisine verilen bir konu üzerine bir metin hazırladı. Burada sadece proje konusu üzerine konuşmak zorunda değildik. İnsanların hayatlarından, deneyimlerinden ve önem verdikleri konulardan bahsetmeleri de mümkündü.

Kadın hakları, arkadaşlık, deprem, sürdürülebilir giyim sektörü ve Erasmus+ gibi farklı konularda konuşmalar yapıldı.

Bu etkinlik bana insanların sadece ülkeleri veya kültürleri üzerinden tanınamayacağını gösterdi. Her insanın kendine ait bir hikâyesi, deneyimi ve bakış açısı vardı.

Bazı konuşmalar oldukça duygusal ve etkileyiciydi. İnsanların kendi hayatlarından bir parçayı grup içerisinde paylaşması, projenin daha kişisel bir boyuta taşınmasını sağladı.

Projenin ilk günlerinde sesim nedeniyle kendimi yeterince ifade edemeyeceğimi düşünürken, günler ilerledikçe sunumlarda daha fazla yer almaya başladım. İlk sunumda heyecanlı olsam da sonrasında ortama adapte oldum ve sunum yapmaktan keyif almaya başladım.

Daha sonra Natural Science Museum ziyaretini gerçekleştirdik. Bir rehber eşliğinde müzeyi gezdik. Doğayı anlamak, canlıları ve doğal oluşumları incelemek açısından oldukça faydalı bir ziyaret oldu.

Günün ilerleyen saatlerinde yerel insanlarla küçük röportajlar yaptık. Proje, sürdürülebilirlik ve çevre bilinci hakkında onların fikirlerini sorduk ve yaptığımız röportajları takım arkadaşlarımızla paylaştık.

Bu çalışma sürdürülebilirliğe sadece kendi bakış açımızdan değil, yerel insanların gözünden de bakmamızı sağladı.

Yedinci Gün: Değerlendirme, Paylaşım ve Son Kez Birlikte Olmak

Son günümüz Sırbistan ekibinin hazırladığı energizer ve facilitator aktiviteleriyle başladı. Ardından brainstorming çalışması gerçekleştirdik.

Proje boyunca neler yaptığımızı, hangi aktivitelerin bizim için daha faydalı olduğunu ve neleri öğrendiğimizi değerlendirdik. Bu bölüm benim için projenin tamamını tekrar düşünme fırsatı verdi.

Projenin ilk gününü düşündüğümde sesim kısık olduğu için kendimi yetersiz hissedebileceğimden korkuyordum. Ancak proje sonunda birçok etkinlikte aktif rol almış, farklı gruplarda çalışmış, sunumlar yapmış, proje fikirleri üretmiş ve insanlarla iletişim kurmuştum.

Bu değişim benim için önemliydi.

Secret Friend etkinliği kapsamında süreç boyunca kimlerin birbirine destek olduğunu öğrendik. Daha sonra genel değerlendirme yapıldı, projenin hayatımıza etkisi ve öğrendiklerimizi bundan sonra nasıl kullanabileceğimiz üzerine konuştuk.

Sertifika süreci hakkında bilgilendirme yapıldı ve sertifikalarımızı aldık. Akşam ise ayrılma gecesi vardı. Birlikte oyunlar oynadık ve son kez hep beraber vakit geçirdik. Gecenin sonunda Plovdiv'in güzel manzarasına karşı projemizi tamamladık.

Earth YE Erasmus+ projesinin son günlerinden bir an
Son değerlendirmeler, projenin ilk gününden son gününe kadar yaşanan değişimi ve kazanımları yeniden görmemizi sağladı.

Bu Proje Bana Ne Kazandırdı?

Bu proje benim için sürdürülebilirlik konusunda bilgi edinmenin yanında kendimi farklı yönlerden geliştirdiğim bir deneyim oldu.

Öncelikle ilk iki gün yaşadığım ses problemine rağmen projeye dahil olmaktan vazgeçmemek benim için önemliydi. Başlangıçta kendimi yeterince ifade edemeyeceğimi düşünürken, birebir iletişim kurarak ve etkinliklerde aktif olarak yer alarak kısa sürede birçok kişiyle iletişim kurabildim.

Sesim düzeldikçe projeye katılımım da arttı. Girişimcilik çalışmaları, sürdürülebilirlik temalı görevler, tiyatro, geri dönüşüm atölyeleri, video çalışmaları ve sunumlarda aktif rol aldım.

Özellikle sunumlar konusunda kendimi geliştirdiğimi düşünüyorum. İlk sunumda heyecanlanmama rağmen zamanla daha rahat hale geldim. Sonraki sunumlarda daha fazla ön planda olmaya ve gönüllü olarak görev almaya dikkat ettim.

Takım çalışması da projenin benim için önemli kazanımlarından biriydi. Karma grup sistemi sayesinde farklı ülkelerden insanlarla tekrar tekrar çalışma fırsatımız oldu.

Bu sistem sayesinde sadece kendi grubumuzun çalışmalarını değil, diğer grupların ortaya çıkardığı fikirleri de görme fırsatı bulduk. Böylece farklı insanların aynı konuya ne kadar farklı yaklaşabileceğini gözlemledik.

Sürdürülebilirliğe Daha Geniş Bir Açıdan Bakmak

Sürdürülebilirlik konusunda en önemli farkındalığım, bu kavramın hayatımızın çok daha fazla alanıyla bağlantılı olduğunu görmek oldu.

Geri dönüşüm atölyesinden park temizliğine, doğal kozmetik üretiminden sürdürülebilir giyim üzerine yapılan konuşmalara kadar birçok farklı alanda sürdürülebilirliği ele aldık.

Sürdürülebilirlik sadece çevre temizliği veya geri dönüşüm değil. Üretim, tüketim, ulaşım, sosyal sorumluluk, girişimcilik ve günlük alışkanlıklarımızın tamamı bu konunun bir parçası olabilir.

Takım Çalışması ve Bireysel Farkındalık

Projenin benim için en güzel taraflarından biri takım çalışması ile bireysel çalışmaların dengeli şekilde ilerlemesiydi.

Bir tarafta farklı ülkelerden insanlarla birlikte proje geliştirdik, video çektik, tiyatro yaptık ve park temizledik. Diğer tarafta geri dönüşüm atölyesi ve TEDx Talk gibi bireysel yaratıcılığımızı ve kişisel hikâyelerimizi ortaya çıkarabileceğimiz çalışmalar yaptık.

Bu denge sayesinde hem bir takımın parçası olmayı hem de kendi güçlü yönlerimi fark etmeyi deneyimledim.

Bana verilen görevleri yerine getirmenin yanında kendi fikrimi ortaya koymanın da önemli olduğunu gördüm. Özellikle yaratıcı çalışmalar ve sunumlar sırasında kendi fikirlerimi daha rahat ifade etmeye başladım.

Her etkinliğin sonunda yapılan sunum ve paylaşım bölümlerinin özgüvenimizi geliştirdiğini düşünüyorum. Bir şey üretmek kadar onu başkalarının karşısında anlatabilmek de önemliydi. Her sunumdan sonra bu konuda biraz daha rahatladığımı hissettim.

Projeden Geriye Kalanlar

Bu Erasmus+ projesi benim için sadece birkaç günlük bir eğitim veya gençlik değişimi olmadı. Farklı ülkelerden insanlarla tanıştığım, yeni arkadaşlıklar kurduğum, farklı fikirleri dinlediğim ve birlikte üretmenin nasıl bir deneyim olduğunu gördüğüm bir süreçti.

Projenin iç ve dış mekân aktivitelerini birlikte kullanması da benim için ayrıca olumlu oldu. Uzun süre kapalı alanda kalmak yerine zaman zaman dışarı çıkmak, temiz hava almak ve şehrin farklı bölgelerinde aktiviteler yapmak süreci daha dengeli hale getirdi.

Plovdiv'deki parkları, müzeleri, doğal bilimler müzesini ve sürdürülebilirlik alanında çalışan yerel firmayı ziyaret etmek de projenin çevre temasını şehirle ilişkilendirmemizi sağladı.

Bugün geriye dönüp baktığımda bu projeden sadece sürdürülebilirlik konusunda öğrendiğim bilgiler kalmadığını düşünüyorum. Aynı zamanda daha fazla sorumluluk almaya, fikirlerimi daha rahat paylaşmaya ve farklı insanlarla ortak üretim yapmaya başladığımı görüyorum.

İlk iki gün sesim kısıkken bile iletişim kurmaya çalışmam, sonraki günlerde sunumlarda daha fazla yer almam, girişimcilik çalışmalarında fikir üretmem, geri dönüşüm atölyelerinde yaratıcı çözümler geliştirmem ve saha çalışmalarına katılmam benim için bu değişimin en önemli parçaları oldu.

Erasmus+ projelerinde bir yandan yeni bilgiler öğrenirken diğer yandan kendimizi farklı ortamlarda deniyoruz. Bazen hiç beklemediğimiz bir anda sorumluluk alıyor, bazen bir sunum yapıyor, bazen de başka bir ülkeden biriyle aynı fikir üzerinde çalışıyoruz.

Benim için bu proje, sürdürülebilirliği öğrenirken aynı zamanda birlikte üretmenin, sorumluluk almanın, farklı fikirleri bir araya getirmenin ve kendi sesimizi bulmanın ne kadar değerli olduğunu gösteren bir deneyim olarak hafızamda kalacak.

Earth YE Erasmus+ Proje Katılımcısı Yücel Kültür Vakfı Genç Sayfa Erasmus+ Deneyim Yazıları

YKV Content:1880