Erasmus+ Deneyim Yazısı

Plovdiv'de Sürdürülebilirliği Deneyimlemek: İlk Erasmus+ Gençlik Değişimim

İlk Erasmus+ deneyimimde farklı ülkelerden gençlerle aynı ortamda yaşamanın, birlikte üretmenin ve sürdürülebilirliği yalnızca çevre üzerinden değil, günlük kararlarımızdan takım çalışmasına kadar çok daha geniş bir çerçevede düşünmenin ne anlama geldiğini keşfettim.

Earth YE 7-15 Haziran 2025 Plovdiv, Bulgaristan Sürdürülebilirlik
Earth YE Erasmus+ projesinden bir an

7-15 Haziran tarihleri arasında Bulgaristan'ın Plovdiv şehrinde gerçekleşen Earth YE isimli Erasmus+ gençlik değişimi projesine katıldım. Bu proje benim için ayrı bir anlam taşıyordu çünkü ilk Erasmus+ deneyimimdi.

Daha önce farklı şehirlerde ve farklı ekiplerle birçok çalışma yapmış olsam da farklı ülkelerden gençlerle aynı ortamda yaşamak, birlikte çalışmak ve ortak bir konu etrafında üretmek benim için yeni bir deneyimdi.

Earth YE'nin temel konusu çevre bilinci ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarıydı. Proje boyunca ekolojik farkındalık, doğaya saygılı yaşam biçimleri, eco-resilience ve günlük hayatımızdaki alışkanlıkları dönüştürme üzerine farklı aktiviteler yaptık. Beş farklı milletten gençlerin bir araya geldiği projede hem kapalı alanda hem de saha çalışmalarında yer aldık.

Projenin benim için en önemli kazanımlarından biri, sürdürülebilirliğin yalnızca çevreyle ilgili olmadığını fark etmekti. Günlük kararlarımızın, kullandığımız kaynakların, birlikte çalışma biçimimizin ve hatta bir problemi çözme şeklimizin bile sürdürülebilirlikle bağlantılı olabileceğini gördüm.

İlk Gün: İlk Buluşmalar ve Takım Olmaya Başlamak

Projenin ilk günü Plovdiv'e ulaşmamız ve otele yerleşmemizle başladı. Otele ilk ulaşan ekiplerden biri bizdik. İlk etapta beş kişilik Türk takımı olarak birlikte yemek yedik. Daha projenin resmi programı başlamadan aramızda güzel bir uyum oluştuğunu o anda fark ettim.

Daha sonra Türkiye'den gelen diğer katılımcılar da otele ulaştı. Hep birlikte Plovdiv merkezde bir kafeye gittik ve birbirimizi daha yakından tanımaya çalıştık.

İlk gün için oldukça basit görünen bu buluşmanın sonraki günlerde bizim için önemli olduğunu düşünüyorum. Herkesin farklı bir karakteri, farklı bir iletişim biçimi ve farklı bir beklentisi vardı. Daha ilk günden birbirimizi tanımaya çalışmak, ilerleyen günlerde aynı takım içerisinde daha rahat hareket etmemizi sağladı.

Benim için bu ilk gün aynı zamanda "Erasmus nasıl olacak?" sorusunun cevabını aradığım gündü. İlk defa böyle bir projenin içinde olduğum için biraz heyecanlıydım. Fakat kısa sürede insanların da benim gibi yeni bir ortama alışmaya çalıştığını görmek rahatlamama yardımcı oldu.

İkinci Gün: Buzları Kırmak ve Farklı Kültürlerle Tanışmak

İkinci gün sabah ilk etkinlik için hep birlikte toplandık. Günün önemli bölümü birbirimizi tanımaya ve grup içerisinde daha rahat iletişim kurmaya yönelik ice-breaking aktiviteleriyle geçti.

Bu tarz etkinliklerin Erasmus+ projelerinde ne kadar önemli olduğunu bu projede daha iyi anladım. Aynı ortamda farklı ülkelerden insanlar olduğunda dil farklılığı, kültür farklılığı ve kişisel çekingenlikler ilk başta doğal bir mesafe oluşturabiliyor.

Birlikte oyun oynamak, hareket etmek ve küçük görevleri tamamlamak ise bu mesafeyi kısa sürede azaltıyor.

Akşam Bulgarian Night etkinliği için bir araya geldik. Bulgaristan ekibinin hazırladığı gösteri ve etkinliklerle onların kültürünü daha yakından tanıma fırsatı bulduk. Gecenin sonunda artık sadece proje için bir araya gelmiş farklı ülkelerden insanlar değil, birbirini tanımaya başlayan bir grup olduğumuzu daha fazla hissetmeye başladım.

Üçüncü Gün: Tiyatro, Takım Çalışması ve Bir Problemi Birlikte Çözmek

Üçüncü gün benim açımdan takım çalışması konusunda en fazla deneyim kazandığım günlerden biri oldu. Tiyatro etkinliği için farklı gruplar oluşturuldu.

Benim bulunduğum grupta başlangıçta işler istediğimiz gibi ilerlemedi. Bazı arkadaşlarımız fikir sunmadan zamanın geçmesini bekliyordu. Bir süre sonra grubun ilerleyebilmesi için bir fikir ortaya koymamız gerektiğini düşündüm ve tiyatronun metnini hazırlamaya başladım.

Gruptaki başka bir arkadaşımız da sürece aktif şekilde dahil oldu ve rollerin belirlenmesine katkı sağladı. Ancak diğer üyeler başlangıçta oldukça çekingen kaldı.

Burada benim için önemli olan şey insanları suçlamak yerine sorunun nedenini konuşarak çözmeye çalışmak oldu. Grup içerisinde iletişim kurduk ve herkesin etkinliğe dahil olmasını sağlamaya çalıştık. Sonunda dört kişilik bir tiyatro gösterisi hazırlamayı başardık.

Bu deneyim bana takım çalışmasının yalnızca görevleri paylaşmak olmadığını gösterdi. Bazen insanların neden geri planda kaldığını anlamak ve onları sürece dahil etmek de takım çalışmasının önemli bir parçası.

Akşam karaoke etkinliği vardı. Etkinliğe dışarıdan insanların da dahil edilmesi bizim açımızdan küçük bir hayal kırıklığı oldu. Ancak bunu büyütmek yerine çözüm üretmeyi tercih ettik ve ikinci bir karaoke etkinliği yapılması önerisiyle sorun çözüldü.

Bu olay küçük ama önemli bir deneyimdi. Her şey planladığımız gibi gitmeyebilir. Önemli olan yaşanan problemi büyütmek yerine alternatif bir çözüm arayabilmek.

Earth YE projesinde takım çalışması ve ortak üretim
Proje boyunca takım çalışması, iletişim ve farklı fikirleri ortak bir noktada buluşturmak öğrenme sürecinin önemli bir parçası oldu.

Dördüncü Gün: Dijital Araçlarla Farkındalık Yaratmak

Dördüncü gün benim için projenin en ilgi çekici günlerinden biriydi. Önceki günlerde daha geleneksel yöntemlerle, kağıtlar ve sunumlar üzerinden çalışmalar yapmıştık. Bu gün ise TikTok üzerinden dijital sunum hazırladık.

Bu yöntem bana daha güncel ve ilgi çekici geldi. Çevre ve sürdürülebilirlik gibi konularda farkındalık yaratmak istiyorsak yalnızca klasik sunum yöntemlerine bağlı kalmanın yeterli olmadığını düşünüyorum. Gençlerin günlük hayatında kullandığı dijital platformları da doğru şekilde kullanmak gerekiyor.

Takım olarak geliştirdiğimiz fikirleri dijital bir içeriğe dönüştürmek benim için verimli bir deneyim oldu. Bir fikri yalnızca anlatmak değil, onu insanların dikkatini çekecek bir forma dönüştürmek gerektiğini gördüm.

Bir çevre problemini fark etmek önemli. Fakat bu probleme dair farkındalık yaratmak da en az bunun kadar değerli. Bunun için iletişim araçlarını doğru kullanmak gerekiyor.

Akşam Türk Kültür Gecesi gerçekleştirdik. Türkiye'yi ve kültürümüzü diğer katılımcılara anlatmak bizim için önemliydi. Geleneksel dansımız olan halayı öğrettik ve bir kına gecesi canlandırması yaptık. Gecenin sonunda aldığımız geri dönüşler bizi mutlu etti.

Kendi kültürümüzü başkalarına anlatırken aslında kendi kültürümüzün bazı detaylarını da yeniden fark ettiğimizi düşünüyorum. Farklı ülkelerden insanların sorular sorması ve bizim bunları açıklamamız kültürel paylaşımı daha anlamlı hale getirdi.

Beşinci Gün: Kültürel Ziyaret ve Eleştirel Bakış

Beşinci gün kültürel ziyaret kapsamında doğal içerikler ve cilt ürünleri üreten yerel bir marketi ziyaret ettik.

Ziyaretin bazı bölümlerini ilgi çekici bulsam da benim açımdan biraz daha marka odaklı kaldığını hissettim. Markanın gelişimi ve tanıtımı üzerine yapılan anlatımların, bölgenin kültürünü ve yerel özelliklerini biraz geri planda bıraktığını düşündüm.

Bu deneyim de benim için önemliydi. Bir etkinliğin içerisinde olmak, onun her yönünü beğenmek zorunda olduğumuz anlamına gelmiyor. Deneyimi gözlemlemek, neyin daha iyi yapılabileceğini düşünmek ve kendi fikrimizi oluşturmak da öğrenme sürecinin bir parçası.

Altıncı Gün: Sahada Çalışmak ve Girişimcilik

Altıncı gün yerel bir alanın temizliğine katıldık. Bu çalışma benim için projenin konusu olan çevre bilincini doğrudan deneyimlediğimiz aktivitelerden biriydi.

Sürdürülebilirlik hakkında konuşmak başka, doğrudan sahaya çıkıp bulunduğunuz alan için bir şey yapmak başka. Çevre temizliği sırasında insanların günlük yaşamda bıraktığı küçük şeylerin nasıl birikerek büyük bir probleme dönüşebildiğini daha net gözlemledik.

Aynı gün gerçekleştirdiğimiz girişimcilik projesi de oldukça verimliydi. Kısa bir süre içerisinde bir fikir oluşturmak, bunu takım içerisinde geliştirmek ve uygulanabilir hale getirmeye çalışmak hem yaratıcılığımızı hem de zaman yönetimimizi geliştirdi.

Bir sorunu en hızlı şekilde çözmek her zaman yeterli olmayabiliyor. Bazen çözümün diğer insanlar üzerindeki etkisini, grubun ihtiyaçlarını ve farklı seçenekleri de değerlendirmek gerekiyor.

Akşam İtalyan ve Sırp ekiplerinin hazırladığı kültürel geceleri gerçekleştirdik. Bu geceler sayesinde yalnızca ülkeler hakkında bilgi edinmedik, aynı zamanda insanların kendi kültürlerini nasıl gördüklerini de anlamaya çalıştık.

Earth YE projesinde sürdürülebilirlik ve saha çalışması
Sürdürülebilirliği konuşmanın yanında sahada deneyimlemek, çevreyle ilgili günlük davranışların etkisini daha görünür hale getirdi.

Yedinci Gün: TED Talklar ve Doğayla İlgili Yeni Bilgiler

Yedinci gün yapılan TED Talklar benim için hem duygusal hem de etkileyici deneyimler içeriyordu. Katılımcıların kendi düşüncelerini ve deneyimlerini paylaşması, projenin sadece teknik bilgilerden oluşmadığını bir kez daha gösterdi.

Aynı gün National Museum ziyaretini gerçekleştirdik. Müze oldukça kapsamlıydı. Bize eşlik eden rehberin anlatımı da ziyareti daha anlamlı hale getirdi. Müzenin genel tarihinin yanında canlı türleri, taşlar, toprak çeşitleri ve doğayla ilgili birçok farklı konuda bilgi edindik.

Bu ziyaret, çevre ve doğa konusunu yalnızca teorik bir proje konusu olarak görmememi sağladı. Doğanın ne kadar farklı ve kapsamlı olduğunu gördükçe onu korumanın neden önemli olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz.

Sekizinci Gün: Süper Kahramanlarımızı Yaratmak

Projenin son günlerinden birinde Sırbistan ekibinin hazırladığı etkinlikte kendi süper kahramanlarımızı oluşturduk.

Bu etkinlikte yine takım çalışması ve yaratıcılık ön plandaydı. Bizim grubumuz diğer gruplara göre daha küçüktü. Diğer takımlarda altı veya yedi kişi varken bizim takımımız sadece dört kişiden oluşuyordu.

Buna rağmen bu durumun bizi sınırlandırmasına izin vermedik. Takım içerisinde fikirlerimizi birleştirerek kendi süper kahramanımızı oluşturduk ve projemizi başarılı bir şekilde tamamlayıp sunduk.

Daha küçük bir ekipte olduğumuz için herkesin daha fazla sorumluluk alması gerekiyordu. Bu da hem fikir üretme hem de fikirleri kısa sürede sonuca dönüştürme konusunda kendimi geliştirmeme yardımcı oldu.

Bu etkinlik aslında proje boyunca yaşadıklarımızın küçük bir özeti gibiydi. İlk günlerde birbirimizi tanımaya çalışırken son günlerde daha rahat fikir paylaşabiliyor, birlikte karar verebiliyor ve ortaya ortak bir ürün çıkarabiliyorduk.

Sırbistan Ekibiyle İletişim ve Arabuluculuk Deneyimim

Proje boyunca benim için ayrıca önemli olan konulardan biri Sırbistan ekibiyle kurduğum iletişim oldu.

İlk zamanlarda Sırbistan ekibinin biraz daha çekingen kaldığını fark ettim. Yapılan etkinliklere onları da dahil etmeye çalıştım. Bunun her zaman kolay olduğunu söyleyemem. Fakat zaman içerisinde iletişimimizin geliştiğini ve onların da aktivitelerde daha fazla yer almaya başladığını görmek benim için güzel bir deneyimdi.

Bu süreçte arabuluculuk yönümün de geliştiğini düşünüyorum. Bir grupta herkesin aynı şekilde iletişim kurmasını veya aynı hızda sürece dahil olmasını beklemek yerine, farklı insanların farklı ihtiyaçları olabileceğini anlamak gerekiyor.

İnsanların geri planda kalması her zaman ilgisiz oldukları anlamına gelmiyor. Bazen yalnızca kendilerini rahat hissedecekleri ortamın oluşmasını bekliyor olabilirler.
Earth YE Erasmus+ gençlik değişiminde farklı ülkelerden katılımcılar
Farklı kültürlerden gençlerle birlikte yaşamak ve çalışmak, iletişim ve arabuluculuk konusunda da yeni deneyimler kazandırdı.

Bu Proje Bana Ne Kazandırdı?

Earth YE benim ilk Erasmus+ projemdi ve bu proje sonrasında Erasmus+ deneyiminin nasıl olabileceğine dair çok daha net bir fikrim oluştu.

Öncelikle farklı kültürlerden insanların bir araya geldiğinde ne kadar güzel bir bütünlük oluşturabileceğini gördüm. Beş farklı milletten insan olmamıza rağmen sağlıklı bir iletişim kurabildik, birlikte çalışabildik ve ortak kararlar alabildik.

Benim için en önemli kazanımlardan biri takım çalışması oldu. Bazen takım içerisinde herkes aynı ölçüde aktif olmayabiliyor. Böyle durumlarda insanları eleştirmek yerine onları sürece dahil etmenin yollarını aramak gerektiğini öğrendim.

Problem çözme konusunda da kendimi geliştirdiğimi düşünüyorum. Daha önce bir problemle karşılaştığımda mümkün olan en kısa sürede çözüm üretmeye odaklanıyordum. Bu projede ise çözümün diğer insanlar üzerindeki etkisini ve grubun genel çıkarlarını daha fazla düşünmeye başladım.

Bazen en hızlı çözümün değil, herkes için daha uygun olan çözümün tercih edilmesi gerektiğini gördüm.

Sürdürülebilirlik konusunda da bakış açım değişti. Sürdürülebilirliğin sadece geri dönüşüm yapmak veya çevreyi temiz tutmak olmadığını öğrendim. Kaynakları kullanma biçimimizden tüketim alışkanlıklarımıza, çevreye yaklaşımımızdan birlikte çalışma şeklimize kadar günlük hayatımızdaki birçok hareketin sürdürülebilirlikle bağlantılı olduğunu fark ettim.

Ayrıca kısa zamanda proje üretme ve yönetme konusunda da önemli deneyimler kazandım. Bir fikrin ortaya çıkmasından sunumuna kadar geçen süreçte takım içerisinde görev paylaşımı yapmak, zamanı doğru kullanmak ve farklı fikirleri ortak bir noktada buluşturmak gerektiğini deneyimledim.

İlk Erasmus+ Deneyimimden Geriye Kalanlar

Earth YE benim için sadece bir gençlik değişimi projesi olmadı. Aynı zamanda kendimi farklı bir ortamda test ettiğim, farklı insanlarla iletişim kurduğum ve kendi güçlü yönlerimi daha iyi fark ettiğim bir deneyim oldu.

Projenin başında farklı ülkelerden insanlarla nasıl iletişim kuracağımı, dil konusunda ne kadar rahat olacağımı ve grup çalışmalarında nasıl bir rol üstleneceğimi tam olarak bilmiyordum. Proje sona erdiğinde ise birçok konuda daha rahat olduğumu fark ettim.

Özellikle arabuluculuk, problem çözme, takım çalışması ve yaratıcılık konusunda kendime dair yeni şeyler öğrendim. Aynı zamanda farklı kültürlerden insanlarla arkadaşlık kurmanın ve ortak bir amaç etrafında birlikte çalışmanın ne kadar değerli olduğunu deneyimledim.

Bu proje hem akademik hayatıma hem sosyal hayatıma hem de iç motivasyonuma katkı sağladı. Yeni projelere katılma konusunda da bana ciddi bir motivasyon verdi. İlk Erasmus+ projem olduğu için benim açımdan bir başlangıç noktası oldu.

Earth YE'den geriye benim için yalnızca sürdürülebilirlik konusunda öğrendiğim bilgiler kalmadı. Birlikte üretmenin, farklılıklarla iletişim kurmanın, bir probleme farklı açılardan bakmanın ve gerektiğinde bir grubun içerisinde sorumluluk almanın ne kadar önemli olduğunu da öğrendim.

Bu nedenle Earth YE benim için ilk Erasmus+ projesi olmanın ötesinde, bundan sonraki projelere nasıl yaklaşmam gerektiğini gösteren önemli bir deneyim oldu.

Earth YE Erasmus+ Proje Katılımcısı Yücel Kültür Vakfı Genç Sayfa Erasmus+ Deneyim Yazıları

YKV Content:1879