Obzor'da İlk Erasmus Deneyimim: Kendimi Keşfettiğim Bir Hafta
İlk Erasmus+ projem ve ilk yurt dışı deneyimim için Obzor'a giderken beni nelerin beklediğini bilmiyordum. Bir hafta sonra ise yeni bir ülke görmenin çok ötesinde, kendimle ilgili daha önce fark etmediğim pek çok şeyi keşfederek döndüm.

9-17 Eylül 2025 tarihleri arasında Bulgaristan'ın Obzor şehrinde "Digital and Eco-Friendly Leadership for Young Changemakers" isimli Erasmus+ gençlik değişim projesine katıldım. Projede 17-20 yaş aralığında Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Çek Cumhuriyeti'nden gençler bir araya geldik.
Bir hafta boyunca liderlik, iletişim, takım çalışması, dijital beceriler, gönüllülük, çevre bilinci ve proje geliştirme gibi birçok farklı konu üzerine çalıştık. Günlerimiz atölyeler, grup çalışmaları, oyunlar ve farklı görevlerle geçti. Bunun yanında kültürel geceler ve geziler sayesinde farklı ülkelerden gelen arkadaşlarımızı daha yakından tanıma fırsatı bulduk.
Bu proje benim için diğerlerinden biraz daha farklıydı çünkü katıldığım ilk Erasmus+ projesiydi ve aynı zamanda ilk yurt dışı deneyimimdi. Bu nedenle projeye giderken hem heyecanlı hem de biraz meraklıydım. Yeni bir ülkeye gidecek, daha önce hiç tanımadığım insanlarla bir hafta geçirecek ve bütün bu süreç boyunca İngilizce iletişim kuracaktım.
Daha önce yapabileceğimi düşünmediğim bazı şeyleri yapabildiğimi gördüm ve özellikle iletişim, liderlik ve takım çalışması konusunda kendimi geliştirdim.
İlk Gün: Yeni Bir Ortama İlk Adım
Projenin ilk günü hepimiz için yeni bir başlangıçtı. Farklı ülkelerden gelen katılımcılarla ilk kez tanıştık. Günümüz, gruptaki farklı dillerde "günaydın" demeyi öğrenerek başladı. Daha sonra birbirimizi tanımaya yönelik çeşitli oyunlar ve aktiviteler yaptık.
Bu aktivitelerden biri kendi ismimizi bir dans hareketiyle tanıtmaktı. Herkes kendi ismini farklı bir hareketle anlatıyordu ve daha sonra diğer katılımcılar bu hareketleri tekrar ediyordu. İlk başta biraz garip gelse de kısa sürede herkesin oyuna dahil olması ortamı oldukça rahatlattı.
Bu tür oyunlar sayesinde sadece eğlenmedik. Aynı zamanda birbirimizin isimlerini daha kolay öğrenmeye başladık. Normalde bu kadar kalabalık bir grupta isimleri hatırlamak zor olabilirken, yaptığımız aktiviteler sayesinde kısa sürede birçok kişinin ismini öğrenebildik.
Öğleden sonra plaja gittik ve yine isimleri öğrenmeye yönelik bir oyun oynadık. Ardından her ülkeden bir kişinin bulunduğu dörtlü gruplara ayrıldık. Herkes kendisiyle ilgili ilginç bir bilgi paylaştı. Daha sonra bu bilgileri birbirimizle değiş tokuş ettik ve hangi bilginin kime ait olduğunu tahmin etmeye çalıştık.
Bu oyunlar sayesinde birbirimiz hakkında sadece isimlerimizi değil, küçük kişisel detayları da öğrenmeye başladık. Gün ilerledikçe ilk baştaki çekingenlik azaldı ve grup içinde daha samimi bir ortam oluştu.
İkinci Gün: Liderliği Deneyimlemek
İkinci güne insan düğümü aktivitesiyle başladık. El ele tutuşarak bir insan düğümü oluşturduk ve birbirimizin ellerini bırakmadan bu düğümü çözmeye çalıştık.
Basit bir oyun gibi görünmesine rağmen aslında iletişim ve takım çalışması açısından oldukça öğreticiydi. Herkes aynı anda bir şey yapmaya çalıştığında işler daha da karmaşık hale gelebiliyordu. Bu nedenle birbirimizi dinlememiz ve birlikte hareket etmemiz gerekiyordu.
Daha sonra iki takıma ayrıldık ve Spider Web isimli aktiviteyi yaptık. Kolonların arasına ipler bağlayarak örümcek ağı şeklinde bir alan oluşturduk. Ağda kişi sayısı kadar boşluk bulunuyordu ve herkesin bu boşluklardan birini kullanarak diğer tarafa geçmesi gerekiyordu. En önemli kural ise iplere dokunmamaktı.
Bu görev düşündüğümüzden daha zordu. Bir kişinin geçebilmesi için diğer takım arkadaşlarının ona yardım etmesi gerekiyordu. Herkesin kendi sırasını ve görevini düşünmesi kadar takımın tamamını düşünmesi de önemliydi.
Aktivitenin ardından yaptığımız çalışmayı liderlik açısından değerlendirdik. İyi bir liderin özelliklerini ve kötü bir liderin nasıl davranabileceğini tartıştık. Kendi liderlik özelliklerimizi de değerlendirme fırsatı bulduk.
Öğleden sonra Mission Impossible aktivitesine geçtik. Dörder kişilik ve her kişinin farklı bir ülkeden geldiği gruplara ayrıldık. Bir yabancıyla röportaj yapmak, farklı görevleri tamamlamak, fotoğraflar çekmek ve tüm gruplarla birlikte bir dans videosu hazırlamak gibi görevler yaptık.
Bu görevler sırasında hem yabancılarla iletişim kurduk hem de grup içinde iş bölümü yaptık. Bazı görevlerde kimin ne yapacağına hızlıca karar vermemiz gerekti. Günün sonunda hem özgüvenimizin hem de grup içindeki iletişimimizin geliştiğini fark ettim.
Üçüncü Gün: Gençleri ve Gençlik Çalışmalarını Anlamak
Üçüncü gün formal, non-formal ve informal eğitim yöntemlerini öğrenerek başladık. Bu üç öğrenme biçiminin birbirinden nasıl ayrıldığını konuştuk ve günlük hayattan örnekler verdik.
Daha sonra kendi ülkelerimizden gelen arkadaşlarımızla gruplar oluşturduk. Türkiye'de gençlerin hayatlarını, motivasyonlarını ve karşılaştıkları sorunları tartıştık.
Gençlerin günlük hayatta karşılaştıkları engelleri kağıtlara yazdık. Eğitim, ekonomik koşullar, bilgiye erişim, sosyal çevre ve farklı nedenlerle toplumdan izole olan veya dışlanma riski yaşayan gruplar üzerine konuştuk.
Özellikle dezavantajlı veya toplumun dışında kalma riski bulunan gençlerin nasıl daha fazla sürece dahil edilebileceğini tartıştık.
Öğleden sonra farklı ülkelerden gelen katılımcıların bulunduğu beş veya altı kişilik gruplara ayrıldık. Her grup dezavantajlı bireyleri hedefleyen bir workshop veya etkinlik tasarladı.
Etkinliğimizin hedef kitlesini belirledik. Ne yapmak istediğimizi, neden yapmak istediğimizi ve nasıl uygulayacağımızı düşündük. Daha sonra hazırladığımız fikirleri diğer gruplara sunduk.
Günün devamında Erasmus+ ile ilgili meme'ler hazırladık ve proje boyunca yaşadığımız bazı durumları mizahi bir şekilde ifade ettik. Akşam ise Bulgaristan kültür gecesi düzenlendi. Bulgar kültürüne ait yemekleri, müzikleri ve gelenekleri tanıdık.
Dördüncü Gün: İletişimin Gücünü Keşfetmek
Dördüncü günün ana konusu iletişimdi. Farklı iletişim türlerini öğrendik ve özellikle sözsüz iletişim üzerine çeşitli aktiviteler yaptık.
İletişimin sadece konuşmaktan ibaret olmadığını bir kez daha gördük. Beden dili, yüz ifadeleri, ses tonu ve hareketler de iletişimin önemli bir parçası.
Daha sonra iki takıma ayrıldık. Bir grup Trainer Sean'ın verdiği hikâye parçalarını karışık şekilde okurken diğer grup hikâyenin akışını anlamaya ve kişileri doğru sıraya yerleştirmeye çalıştı. Ardından gruplar yer değiştirdi.
Bu aktivitede doğru iletişim kurmanın ve karşı tarafın söylediklerini dikkatli dinlemenin ne kadar önemli olduğunu gördük.
Öğleden sonra farklı ülkelerden katılımcıların bulunduğu dörtlü gruplara ayrıldık. Her grup bir Disney hikâyesi seçti. Seçtiğimiz hikâyeyi önce 30 saniyede, daha sonra 15 saniyede ve son olarak sadece 5 saniyede anlatmaya çalıştık.
Süre kısaldıkça hikâyeyi anlatmak daha zor hale geldi. Bu nedenle neyin gerçekten önemli olduğunu seçmek ve mesajı mümkün olduğunca kısa şekilde aktarmak zorunda kaldık.
Daha sonra her gruptan basit bir ürünün reklamını sadece üç cümleyle yapması istendi. Ardından gençleri hedefleyen kısa bir reklam videosu hazırladık ve diğer gruplarla paylaştık.
Akşam Türkiye, Romanya ve Çek Cumhuriyeti kültür gecesi düzenlendi. Türkiye'yi temsil ettik ve kendi kültürümüzü diğer katılımcılara tanıttık. Aynı zamanda diğer iki ülkenin kültürlerini de daha yakından tanıdık.
Beşinci Gün: Hedef Belirlemek ve Proje Tasarlamak
Beşinci güne hedef belirleme yöntemlerini öğrenerek başladık. SMART ve KISS yöntemleri üzerine çalıştık.
SMART yaklaşımında hedeflerin spesifik, ölçülebilir, ulaşılabilir ve ilgili olması gerektiğini öğrendik. KISS yaklaşımında ise hedefleri mümkün olduğunca kısa ve basit tutmanın önemini konuştuk.
Daha sonra ikili gruplara ayrıldık. Herkes gelecek yıl gerçekleştirmek istediği bir hedefi partneriyle paylaştı. Partnerimizin hedefini dinledikten sonra bu hedefin öğrendiğimiz kriterlere uygun olup olmadığını değerlendirdik ve hedefi daha somut ve uygulanabilir hale getirmek için önerilerde bulunduk.
Öğleden sonra gönüllülük çalışmaları üzerine konuştuk. Farklı katılımcıların gönüllülük deneyimlerini dinledik ve gönüllülüğün gençlerin hayatındaki önemini değerlendirdik.
Daha sonra NAOMIE yöntemini öğrendik. Needs, Aims, Objectives, Methods ve Implementation aşamalarını kullanarak kendi proje fikirlerimizi geliştirdik.
Kendi ülke takımımızla bir araya gelerek gönüllülük ve yardım odaklı bir proje tasarladık. İhtiyacı belirledik, amacımızı ve hedeflerimizi oluşturduk, nasıl bir yöntem izleyeceğimizi düşündük ve projenin nasıl uygulanabileceğini planladık.
Bu çalışma bana bir fikri somut bir projeye dönüştürmenin ne kadar fazla aşaması olduğunu gösterdi.
Altıncı Gün: Nesebar'da Çevreyi Gözlemlemek
Altıncı gün Nesebar'a gittik. Tarihi ve kültürel açıdan oldukça güzel bir yer olan Nesebar'ı gezerken aynı zamanda çevreyle ilgili bir görevimiz vardı.
Çevremizi daha dikkatli gözlemledik. Fotoğraflar çektik ve doğayla ilgili olumlu örnekleri belirlemeye çalıştık. Aynı zamanda çevre açısından üzerinde çalışılması gereken sorunları da fark ettik.
Normalde bir şehri gezerken sadece tarihi yapılara veya güzel manzaralara odaklanabiliriz. Ancak bu görev sayesinde çevredeki detaylara daha fazla dikkat ettik.
Gün hem gezmek hem de öğrendiklerimizi gerçek bir ortamda uygulamak açısından keyifliydi.
Yedinci Gün: Bir Haftanın Değerlendirmesi
Son gün geldiğimizde artık ilk günkü grup değildik. İlk gün birbirimizin isimlerini öğrenmeye çalışırken son gün birlikte geçirdiğimiz bir haftayı değerlendiriyorduk.
Proje boyunca öğrendiklerimizi özetledik. Herkes için en unutulmaz anların neler olduğunu konuştuk. Hangi aktivitelerin bize ne kattığını ve proje boyunca kendimizde hangi değişimleri fark ettiğimizi paylaştık.
İlk gün yeni insanlarla konuşurken biraz daha çekingen davranıyordum. Ancak birkaç gün içinde farklı ülkelerden insanlarla daha rahat iletişim kurmaya başladım. İngilizce konuşurken hata yapma korkum da azaldı.
Sonunda Youthpass sertifikalarımızı aldık. Ardından arkadaşlarımızla vedalaştık. Bir hafta boyunca birlikte güldüğümüz, çalıştığımız, bazen zorlandığımız ve birlikte öğrendiğimiz insanlardan ayrılmak kolay değildi.
Bu Proje Bana Ne Kazandırdı?
Bu proje benim için özellikle ilk Erasmus+ ve ilk yurt dışı deneyimim olması nedeniyle unutulmaz oldu.
En önemli kazanımlarımdan biri liderlik konusunda edindiğim yeni bakış açısıydı. İyi bir liderin sadece insanlara ne yapacağını söyleyen kişi olmadığını öğrendim. İyi bir lider insanları dinlemeli, empati kurmalı, gerektiğinde motivasyon vermeli, sorumluluk almalı ve ihtiyaç duyulduğunda insanların yanında olabilmeli.
İletişim becerilerimin de ciddi anlamda geliştiğini düşünüyorum. Hem Türkçe hem de İngilizce iletişim kurma konusunda daha rahat hale geldim. İlk günlerde biraz çekingen olsam da kısa süre içerisinde daha dışa dönük ve kendini daha rahat ifade edebilen biri olduğumu fark ettim.
İnsanlarla tanışırken eskisi kadar zorlanmadığımı görmek benim için önemliydi. Farklı ülkelerden insanlarla iletişim kurmak, aslında ilk adımı atmanın düşündüğüm kadar zor olmadığını gösterdi.
Bir diğer önemli kazanımım organizasyon becerilerim oldu. Grup çalışmalarında etkinlik planlamayı, görev paylaşımı yapmayı ve zamanı daha verimli kullanmayı öğrendim.
Bir etkinlik veya projenin dışarıdan göründüğünden çok daha fazla aşaması olduğunu deneyimledim. Bir fikrin ortaya çıkmasından uygulanmasına kadar hedef belirlemek, görev dağılımı yapmak, zaman planlamak ve sonuçları değerlendirmek gerekiyor. SMART, KISS ve NAOMIE gibi yöntemleri öğrenmek de hedeflerimi daha somut hale getirmeme yardımcı oldu.
Gönüllülüğün hayatımdaki yerini de bu proje sayesinde daha net fark ettim. Okulumda yer aldığım toplulukların ve gönüllülük çalışmalarının bana sadece deneyim değil, aynı zamanda özgüven ve insanlarla bağ kurma fırsatı sağladığını gördüm.
Bu nedenle gelecekte gönüllülük çalışmalarına ve öğrenci topluluklarına daha fazla dahil olmak istiyorum.
Proje boyunca olaylara farklı açılardan bakmayı da öğrendim. Özellikle problemlerle başa çıkma konusunda kendimde bir değişim olduğunu düşünüyorum.
Eskiden bir problem ortaya çıktığında hızlıca çözmeye çalışıyor ve bazen panik yapıyordum. Şimdi ise önce durup problemi anlamaya, farklı çözüm yollarını düşünmeye ve diğer insanların fikirlerini almaya daha fazla önem veriyorum.
İlk Erasmus'umdan Geriye Kalanlar
Bu proje benim için sadece bir hafta boyunca Bulgaristan'da bulunmak değildi. Kendimi keşfettiğim, yeni beceriler kazandığım ve daha önce tanımadığım insanlarla güçlü bağlar kurduğum bir deneyimdi.
Liderlik hakkında öğrendiklerim, iletişim becerilerimdeki gelişim, takım çalışması deneyimleri, proje planlama konusunda edindiğim bilgiler ve gönüllülük çalışmalarına dair farkındalıklarımın bundan sonraki hayatımda da bana katkı sağlayacağını düşünüyorum.
Bunun yanında farklı kültürlerden insanlarla tanışmak dünyaya daha geniş bir perspektiften bakmamı sağladı. Farklı ülkelerden geliyor olmamıza rağmen birçok konuda ortak noktalarımız olduğunu görmek güzeldi.
Obzor'dan ayrılırken sadece yeni bir ülke görmüş olarak dönmedim. Kendime dair yeni şeyler öğrenmiş, daha özgüvenli, daha sosyal ve farklı fikirlere daha açık biri olarak döndüm.
Bu yüzden bu deneyimin gelecekte katılacağım projeler için de bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. İlk Erasmus+ projem bana yeni kapılar açtı ve farklı deneyimlere olan merakımı artırdı.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, ilk kez yurt dışına çıkarken yaşadığım heyecanın yerini yeni projelere katılma isteğinin aldığını görüyorum. Obzor'da başlayan bu yolculuğun benim için sadece bir Erasmus+ projesi olarak kalmayacağını ve bundan sonraki deneyimlerimin de başlangıç noktalarından biri olacağını düşünüyorum.
Digital and Eco-Friendly Leadership for Young Changemakers Erasmus+ Proje Katılımcısı Yücel Kültür Vakfı Genç Sayfa Erasmus+ Deneyim Yazıları