Empowering Youth for a Sustainable Future: Sürdürülebilir Bir Geleceği Birlikte Tasarlamak
Kaunas'ta geçirdiğim bir hafta boyunca sürdürülebilirliğin yalnızca çevreyi korumaktan ibaret olmadığını; eşitlik, demokratik katılım, küresel vatandaşlık, sorumlu teknoloji kullanımı ve gençlerin kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olmasıyla birlikte düşünülmesi gerektiğini deneyimledim.

Bir Erasmus+ projesine katılmadan önce projenin konusu hakkında az çok bir fikriniz oluyor. Ancak projenin içine girdiğinizde, başvuru formunda okuduğunuz birkaç kavramın aslında ne kadar geniş bir anlam taşıdığını fark ediyorsunuz. "Empowering Youth for a Sustainable Future" projesi benim için tam olarak böyle bir deneyim oldu.
4-11 Haziran 2025 tarihleri arasında Litvanya'nın Kaunas kentinde gerçekleşen eğitim kursunda farklı ülkelerden gençlik çalışanları ve gençlerle bir araya gelerek sürdürülebilir kalkınma, küresel vatandaşlık, demokratik yaşam, gençlerin katılımı ve gençlik çalışmalarının yerel ve küresel düzeydeki rolü üzerine çalıştık.
Projeye başlamadan önce sürdürülebilirlik kavramını daha çok çevre, doğa ve iklim değişikliği üzerinden düşünürken, proje boyunca bunun çok daha geniş bir çerçeveye sahip olduğunu görme fırsatı buldum.
Çünkü sürdürülebilir bir gelecek yalnızca doğal kaynakları korumakla değil; insanların eşit fırsatlara sahip olması, karar alma süreçlerine katılabilmesi, farklılıkların kabul edilmesi, demokratik değerlerin güçlendirilmesi ve gençlerin kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olabilmesiyle de doğrudan ilişkiliydi.
İlk Gün: Farklı Ülkelerden Aynı Ortama
Projenin ilk günü daha çok proje alanına ulaşma ve diğer katılımcılarla tanışma süreciyle geçti. Farklı ülkelerden insanların aynı amaç doğrultusunda bir araya gelmesi, daha ilk andan itibaren projenin kültürlerarası yönünü hissettirdi.
İlk karşılaşmalarda herkes birbirinin ülkesini, yaptığı çalışmaları ve projeye katılma motivasyonunu merak ediyordu. Başlangıçta birbirini hiç tanımayan insanların birkaç gün içerisinde aynı grubun parçası hâline geleceğini o anda tahmin etmek kolay değildi.
Ancak Erasmus+ projelerinin en güzel taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor. İlk başta sadece isimlerini bildiğiniz insanlarla birkaç gün sonra birlikte fikir üretiyor, oyun oynuyor, tartışıyor, yemek yiyor ve günlük hayatınızı paylaşıyor oluyorsunuz.
Bu nedenle ilk gün aslında herhangi bir etkinlik yapılmamış olsa da projenin sosyal altyapısının oluşmaya başladığı önemli bir gündü.
Projeye Hareketli Bir Başlangıç
İkinci gün sabah saat 10.00'da tüm katılımcılar bir araya geldik. Projenin içeriği, amaçları ve süreç boyunca neler yapacağımız hakkında bilgi verildi. Fakat proje, klasik bir eğitim kursunda olduğu gibi uzun sunumlarla başlamadı.
Daha ilk andan itibaren aktif olmamız istendi. Güne energizerlarla başlamak, hem fiziksel olarak hareket etmemizi hem de birbirimizle daha rahat iletişim kurmamızı sağladı.
Bir süre sonra energizerların sadece eğlenceli oyunlar olmadığını da fark ettim. Özellikle farklı ülkelerden insanların bulunduğu gruplarda insanların birbirine karşı olan çekingenliğini azaltmak ve ortak bir öğrenme ortamı yaratmak açısından oldukça işlevseldiler.
Bir İple Dünyayı Görmek
Gruplar hâlinde ipleri kullanarak bir dünya haritası oluşturduk.
İlk bakışta oldukça basit ve eğlenceli görünen bu etkinliğin arkasındaki mesaj ise oldukça güçlüydü. Haritanın üzerinde dünyadaki kaynakların, fırsatların ve yaşam koşullarının ne kadar adaletsiz dağıldığını görmeye başladık.
Bazı ülkeler ve bölgeler üzerinden sahip olunan imkânları, bazı bölgeler üzerinden ise karşılaşılan dezavantajları değerlendirdik. Daha önce defalarca duyduğumuz "küresel eşitsizlik" kavramı, o anda soyut bir kavram olmaktan çıktı.
Küresel Sorunları Yaratıcı Yöntemlerle Tartışmak
Üçüncü gün farklı ülkelerden katılımcıların yer aldığı karma gruplar oluşturuldu. Bu kez küresel sorunları farklı yöntemlerle ele aldık.
Grubumuza verilen konulardan biri yapay zekânın giderek daha fazla kullanılmasının yaratabileceği olumsuz sonuçlardı. Konuyu klasik bir tartışma şeklinde ele almak yerine kısa bir film ve tiyatro çalışması hazırlamamız istendi.
Bir anda kendimizi senaryo yazarken, rol dağılımı yaparken, çekim planlarken ve ortaya nasıl bir hikâye çıkarabileceğimizi düşünürken bulduk.
Ortaya çıkan sonuç belki profesyonel bir film değildi ama amaç da bu değildi. Amaç, bir konuyu birlikte düşünmek, farklı bakış açılarını değerlendirmek ve öğrendiklerimizi yaratıcı bir yöntemle ifade etmekti.
Yapay zekâ konusunda çalışırken yalnızca teknolojinin olumlu yönlerine değil, yanlış veya kontrolsüz kullanımının yaratabileceği sorunlara da odaklandık. Böylece teknolojiye yalnızca "iyi" veya "kötü" şeklinde bakmak yerine, nasıl ve hangi amaçlarla kullanıldığının önemli olduğunu tartıştık.
Bu çalışma aynı zamanda ekip çalışmasının da güzel bir örneğiydi. Herkesin farklı bir fikri vardı. Kiminin kamera konusunda, kiminin senaryo konusunda, kiminin oyunculuk konusunda daha fazla katkısı oldu. Sonunda ortak bir ürün ortaya çıkardık.
Kültür Gecesi: Aynı Dünyanın Farklı Hikâyeleri
Aynı günün akşamında kültür gecesi gerçekleştirildi. Erasmus+ projelerinde kültür geceleri her zaman özel bir yere sahip. Çünkü gündüz öğrendiğiniz kavramları akşam farklı ülkelerden insanların günlük yaşamlarını tanıyarak destekliyorsunuz.
Her ülke kendi kültürünü tanıttı. Yemekler, müzikler, gelenekler, günlük yaşam, önemli kişiler ve ülkelerin kendilerine özgü hikâyeleri üzerinden birbirimizi daha yakından tanıdık.
Bu etkinlikte fark ettiğim şeylerden biri, ülkeler arasındaki farklılıkların aslında bir engel olmak zorunda olmadığıydı. Tam tersine, farklılıklar merak duygusunu artırıyor.
Küresel Sorunları Bir Oyunla Önceliklendirmek
Dördüncü gün bahçede gerçekleştirdiğimiz energizerın ardından küresel sorunlarla ilgili bir etkinlik yaptık. Her katılımcıya farklı bir küresel sorun verildi ve ardından sandalye kapmaca benzeri bir oyun oynandı.
Ancak burada amaç yalnızca oyunu kazanmak değildi. Ayakta kalan kişiler ellerindeki küresel sorunu açıkladı. Daha az önemli olduğu düşünülen sorunlara sahip kişiler oyundan çıkarıldı ve zaman içerisinde hangi sorunların daha öncelikli olduğu üzerine bir sıralama ortaya çıktı.
Etkinlik bize oldukça basit ama önemli bir soru yöneltti: Dünyanın karşı karşıya olduğu onlarca sorun arasında hangisini önce çözmeliyiz?
İklim değişikliği, yoksulluk, eğitime erişim, savaşlar, eşitsizlik, sağlık ve göç gibi sorunları karşılaştırdık. Bu soruların tek bir doğru cevabı yoktu. Etkinliğin amacı da zaten tek bir doğru cevaba ulaşmak değil, farklı insanların aynı probleme neden farklı öncelikler verdiğini görmekti.
Yapay Zekânın Köklerine İnmek
Aynı gün içerisinde yapay zekânın eğitimde kullanımı üzerine de çalıştık. Yapay zekânın okullarda kullanımının olumlu ve olumsuz sonuçlarını ve bu kullanımın arkasındaki nedenleri değerlendirmemiz istendi.
Bunun için bir ağaç çizdik. Ağacın köklerine yapay zekânın eğitimde kullanılmasına neden olan durumları, gövde ve dallarına ise ortaya çıkan sonuçları yerleştirdik.
Yapay zekânın eğitimde kullanılması yalnızca teknolojik bir gelişme değildi. Eğitimde fırsat eşitliği, erişim, öğretmenlerin rolü, öğrencilerin öğrenme biçimleri ve dijital beceriler gibi birçok konuyla bağlantılıydı.
Kaunas'ı Keşfetmek
Beşinci gün proje programının dışında Kaunas'ı keşfetme fırsatımız oldu. Farklı ülkelerden gelen insanlarla aynı şehirde bulunmak ve şehri birlikte keşfetmek, projenin eğitim kısmından farklı ama en az onun kadar değerli bir deneyimdi.
Kaunas'ın sokaklarında dolaşırken Litvanya'nın tarihini, mimarisini ve günlük yaşamını gözlemleme fırsatı bulduk.
Serbest gün olması sayesinde herkes kendi ilgi alanına göre hareket etti. Kimi arkadaşlarımız müzeleri ve tarihi alanları ziyaret ederken, kimileri şehri yürüyerek keşfetti.
Günün sonunda yeniden proje alanında bir araya geldiğimizde herkesin anlatacak farklı bir hikâyesi vardı. Aynı şehre giden insanların bile birbirinden tamamen farklı deneyimlerle geri dönebilmesi Erasmus+ deneyiminin güzel taraflarından biriydi.
Demokrasi Bir Oyun Değil, Bir Sorumluluk
Altıncı gün benim için projenin en etkileyici günlerinden biriydi. Ukrayna ekibi tarafından hazırlanan bir simülasyon gerçekleştirdik.
Her grubun bir siyasi partiyi temsil ettiği bir sistem oluşturuldu. Öncelikle ülkenin temel sorunlarını belirlememiz gerekiyordu. Ardından bu sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirdik ve hazırladığımız fikirleri diğer gruplara anlatıp savunmamız istendi.
İlk başta bir oyun gibi görünse de kısa süre içerisinde oldukça ciddi bir tartışmanın içerisinde bulduk kendimizi. Herkesin ülkenin sorunlarına ilişkin farklı bir önceliği vardı.
Bir grup ekonomi üzerine yoğunlaşırken başka bir grup eğitim, sosyal politikalar veya çevre üzerine odaklanabiliyordu. Kendi çözümümüzü anlatmak kadar diğer grupların önerilerini dinlemek de önemliydi.
Gençlerin bu süreçlerde aktif olması ise sürdürülebilir bir gelecek açısından oldukça önemliydi. Çünkü bugün alınan kararların önemli bir bölümü doğrudan gençlerin geleceğini etkiliyor.
Dolayısıyla gençlerin yalnızca geleceğin vatandaşları olarak değil, bugünün aktif vatandaşları olarak görülmesi gerekiyor.
Son Günlere Doğru: Ne Öğrendik?
Yedinci gün geldiğimizde artık projenin sonuna yaklaşıyorduk. Takımlardan proje boyunca neler öğrendiklerini eğlenceli ve yaratıcı bir şekilde anlatan pankartlar hazırlamaları istendi.
Bunun yanında farklı ülkeler kendi mizah anlayışlarını kullanarak kısa videolar hazırladı. Videolar izlenirken herkesin yüzünde aynı anda hem gülümseme hem de biraz hüzün vardı.
Çünkü birkaç gün önce birbirimizi tanımayan insanlar artık birlikte geçirdiğimiz zamanı geride bırakmaya hazırlanıyordu.
Sosyal Etkileşim: Projenin Görünmeyen Öğrenme Alanı
Projenin içerik açısından kazandırdıkları kadar sosyal boyutunun da önemli olduğunu düşünüyorum. Farklı ülkelerden gelen katılımcıların her birinin farklı deneyimleri ve yaşam hikâyeleri vardı.
Kimi daha önce birçok Erasmus+ projesine katılmıştı, kimi ise ilk kez uluslararası bir eğitim deneyimi yaşıyordu. Bu çeşitlilik grup çalışmalarını zenginleştirdi.
Bir etkinlik sırasında söylediğiniz basit bir fikir, başka bir ülkeden gelen katılımcının bakış açısıyla tamamen farklı bir hâle gelebiliyordu.
Özellikle grup çalışmalarında herkesin katkı sunabilmesi, projenin katılımcı yapısını güçlendirdi. Kimsenin sadece dinleyici olarak kalmadığı bir süreç yaşadık.
Gençlik Çalışmaları Açısından Kazanımlarım
Gençlik çalışmalarıyla ilgilenen biri olarak bu projenin bana mesleki açıdan da önemli katkılar sağladığını düşünüyorum. Özellikle deneyimsel öğrenme yöntemlerinin gücünü yeniden görme fırsatım oldu.
Bir konuyu anlatmak yerine katılımcının o konuyu deneyimlemesini sağlamak, öğrenmenin kalıcılığını ciddi şekilde artırabiliyor.
İp kullanarak dünya haritası oluşturmak, oyunlarla küresel sorunları tartışmak, yapay zekâ üzerine kısa film çekmek, sorun ağacı oluşturmak ve demokratik yaşamı simüle etmek bunun güzel örnekleriydi.
Özellikle gençlerle çalışırken uzun teorik anlatımlar yerine hareket, oyun, tartışma, yaratıcılık ve grup çalışmasını bir araya getiren yöntemlerin çok daha etkili olabileceğini bir kez daha deneyimledim.
Sürdürülebilirlik Konusundaki Bakışım Değişti
Projenin sonunda sürdürülebilirlik kavramına başlangıçta baktığım yerden bakmadığımı fark ettim. Sürdürülebilirlik benim için artık yalnızca çevreyi korumak anlamına gelmiyor.
Daha adil toplumlar oluşturmak, eğitime erişimi güçlendirmek, gençlerin karar alma süreçlerine katılmasını sağlamak, demokratik değerleri korumak, farklılıkları kabul etmek, kaynakları daha adil paylaşmak, teknolojiyi sorumlu şekilde kullanmak ve yerel sorunlarla küresel sorunlar arasındaki bağlantıyı görmek de sürdürülebilirliğin parçaları.
Projeden Ayrılırken
Sekizinci gün proje alanından ayrılırken aslında yalnızca Kaunas'tan ayrılmıyorduk. Bir hafta boyunca birlikte oluşturduğumuz küçük dünyanın da sonuna geliyorduk.
İlk gün birbirini tanımayan insanların son gün vedalaşırken sarılması, birlikte çekilen fotoğraflara bakılması, son kahvelerin içilmesi ve "Bir sonraki projede görüşürüz." cümlelerinin kurulması, Erasmus+ deneyiminin en güzel taraflarından biriydi.
Kaunas'tan ayrılırken yanımda yeni bilgiler, yeni yöntemler ve farklı ülkelerden tanıştığım insanlar vardı. Ama bundan daha önemlisi, bazı kavramların anlamı değişmişti.
Küresel vatandaşlık artık sadece bir kavram değildi. Demokratik katılım artık yalnızca teorik bir konu değildi. Sürdürülebilirlik ise sadece çevreyle ilgili bir mesele değildi.
Geleceği Beklemek Yerine Geleceği Tasarlamak
Empowering Youth for a Sustainable Future projesinden benim için geriye kalan en önemli düşünce, gençlerin değişimin yalnızca gelecekteki temsilcileri olmadığı.
Gençler bugün de değişimin önemli bir parçası.
Dünyada yaşanan sorunların çözümü için gençlerin yalnızca bilgilendirilmesi değil; fikirlerini ifade edebilecekleri, karar süreçlerine katılabilecekleri, farklı insanlarla birlikte çalışabilecekleri ve kendi çözümlerini üretebilecekleri alanların oluşturulması gerekiyor.
Kaunas'ta geçirdiğim bir hafta boyunca bunu teorik olarak değil, doğrudan deneyimleyerek gördüm. Bir ip parçasıyla dünyayı yeniden çizdik. Bir kısa filmle geleceğin teknolojisini tartıştık. Bir ağaç çizerek sorunların köklerine indik. Bir simülasyonla demokratik yaşamı deneyimledik. Farklı ülkelerden insanlarla aynı masada oturup dünyayı konuştuk.
Benim için Kaunas deneyimi de tam olarak bunun küçük bir örneğiydi. Farklı ülkelerden, farklı kültürlerden ve farklı yaşam deneyimlerinden gelen insanlar bir araya geldiğinde ortak bir öğrenme alanı oluşturabiliyorsa, daha büyük ölçekte de değişimin mümkün olduğunu düşünmek için güçlü bir nedenimiz var.
Bazen dünyayı değiştirmek için büyük adımlar atmak gerekmiyor. Önce aynı masanın etrafında buluşmak, birbirimizi dinlemek ve birlikte düşünmeye başlamak yeterli.
Empowering Youth for a Sustainable Future Erasmus+ Proje Katılımcısı Yücel Kültür Vakfı Genç Sayfa Erasmus+ Deneyim Yazıları