Erasmus+ Deneyim Yazısı

Empowering Youth for a Sustainable Future: Bilinçten Eyleme Bir Yolculuk

Kaunas'ta geçirdiğim bu Erasmus+ eğitim kursu, sürdürülebilirliği yalnızca öğrenilecek bir konu olmaktan çıkarıp fark etme, anlama ve harekete geçme sürecine dönüştürdü. World Map'ten Electionville'e, uluslararası takım çalışmalarından günlük hayata taşınabilecek yöntemlere uzanan bu deneyim, benim için bilinçten eyleme giden bir yolculuk oldu.

Empowering Youth for a Sustainable Future 4-11 Haziran 2025 Kaunas, Litvanya Eğitim Kursu
Empowering Youth for a Sustainable Future Erasmus+ projesinden bir an

Bazı Erasmus+ projeleri vardır; bittiğinde güzel anılarınız olur, yeni insanlarla tanışmış olursunuz ve farklı bir ülke görmüş olmanın mutluluğuyla eve dönersiniz. Bazı projeler ise bunların biraz daha ötesine geçer. Proje bittikten sonra öğrendiklerinizi günlük hayatınızda, yaptığınız çalışmalarda ve başka insanlarla kurduğunuz ilişkilerde kullanmaya başlarsınız.

Empowering Youth for a Sustainable Future benim için tam olarak böyle bir projeydi.

4-11 Haziran 2025 tarihleri arasında Litvanya'nın Kaunas kentinde gerçekleşen eğitim kursunda sürdürülebilirliği yalnızca bilgi edinilecek bir başlık olarak ele almadık. Önce sürdürülebilirlik kavramına nasıl baktığımızı, dünyayı nasıl algıladığımızı ve sahip olduğumuz düşünce kalıplarını sorguladık. Ardından öğrendiklerimizi nasıl eyleme dönüştürebileceğimiz üzerine çalıştık.

Projenin ismi benim için bütün süreci çok iyi özetliyordu: Önce fark etmek, sonra anlamak ve sonunda harekete geçmek.

Projenin sonunda dönüp baktığımda, bugüne kadar katıldığım Erasmus+ projeleri arasında benim için en özel olanlardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bunun tek bir nedeni yoktu. Katılımcılar, eğitmenler, kullanılan yöntemler, materyaller, takım çalışmaları, kurumun yaklaşımı ve bütün bunların oluşturduğu sinerji projenin tamamını farklı bir noktaya taşıdı.

İlk Adım: Kaunas'a Varış

Projenin ilk günü bir seyahat günüydü. Farklı ülkelerden gelen takım arkadaşlarımızla tanışmaya başladık. İlk karşılaşmalarda herkes birbirini tanımaya, hangi ülkeden geldiğini, ne yaptığını ve projeye neden katıldığını anlamaya çalışıyordu.

Erasmus+ projelerinde ilk günlerin kendine özgü bir heyecanı oluyor. Bir yandan yeni bir ülkeye gelmiş olmanın heyecanını yaşarken diğer yandan önünüzde sizi bekleyen bir haftanın nasıl geçeceğini merak ediyorsunuz. Kimlerle çalışacağınızı, eğitimlerin nasıl olacağını, kullanılan yöntemleri ve grubun enerjisini henüz bilmiyorsunuz.

Benim için de başlangıç böyleydi. Fakat daha ilk günlerden itibaren grubun enerjisi kendini göstermeye başladı. Farklı ülkelerden gelmiş olmamıza rağmen ortak bir öğrenme isteğimiz vardı. Bu da ilerleyen günlerde takım çalışmalarına çok güçlü bir şekilde yansıdı.

Eğitim Kursu Gerçekten Başlıyor

Resmî olarak başladığımız günün ilk bölümünde tanışma aktiviteleri, proje konusu hakkında genel bilgilendirme ve mevcut bilgilerimizi ölçmeye yönelik çalışmalar yaptık.

Burada dikkatimi çeken ilk şey, eğitimcilerin katılımcıları yalnızca bilgi alan kişiler olarak görmemesiydi. Daha ilk andan itibaren bizden düşünmemiz, fikir üretmemiz ve kendi deneyimlerimizi ortaya koymamız beklendi.

Sürdürülebilirlik kavramını doğrudan tanımlamak yerine önce bu kavramı nasıl algıladığımız üzerine düşündük. Çünkü herhangi bir konuda harekete geçebilmek için öncelikle o konuyu nasıl gördüğümüzü anlamamız gerekiyor.

Sürdürülebilirlik dediğimizde aklımıza ne geliyor? Sadece çevre mi? İklim değişikliği mi? Geri dönüşüm mü? Yoksa ekonomik adalet, sosyal eşitlik, eğitim, demokrasi, tüketim alışkanlıkları ve insanların yaşam biçimleri de bunun bir parçası mı?

Proje boyunca bu soruların etrafında dolaştık ve her seferinde sürdürülebilirliğe yeni bir bakış açısıyla yaklaşma fırsatı bulduk.

Öğrenmenin Kendisi de Bir Deneyime Dönüştü

Projenin benim için en güçlü taraflarından biri kullanılan yöntemlerin çeşitliliğiydi. Bir oturum boyunca bir materyal kullanırken diğerinde tamamen farklı bir yöntemle karşılaşabiliyorduk.

Bazen bireysel düşündük, bazen ikili çalıştık, bazen farklı ülkelerden insanların bulunduğu karma gruplara ayrıldık. Bazen fiziksel olarak hareket ettik, bazen bir oyun içerisinde kararlar aldık, bazen tartıştık, bazen de ortaya somut bir ürün çıkardık.

Bu çeşitlilik, sürdürülebilirlik gibi zaman zaman oldukça teorik ve karmaşık olabilen bir konuyu daha anlaşılır hâle getirdi. Bir konuyu yalnızca dinlemek yerine deneyimlemek, benim için öğrenmenin en etkili taraflarından biriydi.

Farklı grup kombinasyonlarıyla tekrar tekrar takım çalışması yapmak da önemli bir kazanımdı. Her yeni grupta farklı çalışma biçimleriyle karşılaştım. Kimi insanlar hızlı karar alıyor, kimileri daha fazla düşünmek istiyor, kimileri yaratıcı fikirleriyle öne çıkıyor, kimileri ise grubun organizasyonunu üstleniyordu.

Bu farklılıklarla çalışmak, yalnızca sürdürülebilirlik konusunda değil, takım çalışması konusunda da kendimi geliştirmeme yardımcı oldu.

Empowering Youth for a Sustainable Future projesindeki grup çalışmaları
Farklı yöntemler ve sürekli değişen grup kombinasyonları, öğrenme sürecini katılımcı ve deneyimsel bir yapıya dönüştürdü.

Dünyayı Bir Harita Üzerinden Yeniden Görmek

Projenin en akılda kalan aktivitelerinden biri World Map çalışmasıydı. Dünyanın mevcut düzenini anlamaya çalıştığımız bu aktivite, ilk bakışta basit bir harita çalışması gibi görünse de aslında küresel sistemin nasıl işlediğine dair oldukça güçlü bir deneyim sundu.

Dünyadaki kaynakların, ekonomik gücün, fırsatların ve yaşam koşullarının eşit olmadığını biliyoruz. Ancak bilmek ile bunu bir etkinlik içerisinde deneyimlemek arasında büyük bir fark var.

World Map aktivitesi sayesinde dünyadaki mevcut düzeni farklı bir perspektiften değerlendirme fırsatı bulduk. Hangi ülkelerin hangi imkânlara daha fazla sahip olduğunu, hangi bölgelerin dezavantajlı durumda olduğunu ve bu eşitsizliklerin sürdürülebilirlik açısından ne anlama geldiğini tartıştık.

Yalnızca "Dünya böyle." deyip bırakmadık. "Peki bunu değiştirmek için ne yapabiliriz?" sorusuna geçtik. Projenin bilinçten eyleme yaklaşımı tam olarak burada kendini gösteriyordu.

Önce problemi gördük. Sonra nedenlerini anlamaya çalıştık. Ardından çözüm üzerine düşündük. Bu üç aşama, projenin genel yapısının da temelini oluşturuyordu.

Kendi Ülkemizin Dışında Çalışmak

Projenin önemli noktalarından biri sürekli aynı insanlarla çalışmamamızdı. Farklı etkinliklerde farklı gruplara ayrıldık. Bazen kendi ülkemizden insanlarla birlikteyken, bazen tamamen farklı ülkelerden gelen katılımcılarla aynı takımda yer aldık.

Bu durum başlangıçta küçük iletişim problemleri yaratabiliyordu. Çünkü herkesin çalışma alışkanlığı aynı değildi. Fakat tam da bu nedenle çok değerliydi.

Kendi alışkanlıklarımızın dışına çıkmak zorunda kaldık. Bir fikri anlatırken daha açık olmamız, karşımızdaki insanın bakış açısını anlamaya çalışmamız ve ortak bir karar vermek için uzlaşmamız gerekti.

Uluslararası bir takım içerisinde çalışmanın yalnızca İngilizce konuşmak anlamına gelmediğini gördüm. Asıl mesele, farklı düşünme biçimleriyle ortak bir zemin oluşturabilmekti.

Sürdürülebilirlikten Eyleme

Proje boyunca sürdürülebilirliği farklı açılardan ele aldık. Fakat benim için önemli olan, konunun teorik düzeyde bırakılmamasıydı.

Sürdürülebilirlik hakkında saatlerce konuşabiliriz. İklim krizinden, eşitsizlikten, kaynakların adil paylaşımından ve tüketim alışkanlıklarımızdan bahsedebiliriz. Ama bunların hepsi eyleme dönüşmediğinde yalnızca bilgi olarak kalıyor.

Bu nedenle projenin "Action" kısmı benim için oldukça önemliydi. Öğrendiğimiz bilgilerin günlük hayatımıza ve çalışmalarımıza nasıl aktarılabileceğini düşündük.

Bir birey olarak ne yapabilirim? Bir gençlik çalışanı olarak ne yapabilirim? Bir grup olarak ne yapabiliriz? Yerel düzeyde ne değiştirebiliriz? Küresel problemlere karşı küçük de olsa nasıl bir katkı sağlayabiliriz?

Bu sorular üzerinden düşünmek, sürdürülebilirliği benim için daha somut bir hâle getirdi.

Kaunas'ta Bir Günlük Mola

Projenin ortasında Kaunas'ı keşfetmek için boş bir günümüz oldu. Eğitimlerin yoğunluğundan biraz uzaklaşıp şehri kendi gözümüzle tanımak açısından güzel bir fırsattı.

Bir Erasmus+ projesinde bulunduğunuz şehir, projenin kendisi kadar önemli olabiliyor. Çünkü sadece eğitim salonunda değil, sokaklarda, kafelerde, toplu taşımada, müzelerde ve günlük yaşamın içinde de öğrenmeye devam ediyorsunuz.

Kaunas'ı gezerken Litvanya'nın günlük yaşamını gözlemlemek ve farklı bir kültürün içerisinde bulunmak, projenin kültürlerarası öğrenme boyutunu tamamlayan bir deneyim oldu.

Farklı ülkelerden gelen arkadaşlarla şehri keşfetmek, normalde hiç karşılaşmayacağımız insanlarla yeni anılar oluşturmamızı sağladı. Eğitim kursunun arasında böyle bir günün olması, hem dinlenmek hem de öğrendiklerimizi kendi aramızda konuşmak açısından da iyi geldi.

Empowering Youth for a Sustainable Future projesi sırasında Kaunas deneyimi
Kaunas'ı keşfetmek, projenin kültürlerarası öğrenme boyutunu eğitim salonunun dışına taşıdı.

Electionville: Öğrenmenin Oyuna Dönüştüğü An

Projenin benim açımdan en etkileyici bölümlerinden biri Electionville isimli oyundu. Bu etkinlik yalnızca eğlenceli bir oyun değildi. Bir anlamda dünyanın ekonomik ve devletsel işleyişini simüle eden bir deneyim yaşadık.

Gruplar içerisinde kararlar aldık, kaynakları değerlendirdik, önceliklerimizi belirledik ve yaptığımız seçimlerin sonuçlarını gördük. Bir karar verirken sadece kendi grubumuzun çıkarlarını değil, sistemin genelini düşünmek zorundaydık.

Tam da burada gerçek hayattaki karar alma süreçlerinin ne kadar karmaşık olduğunu fark ettim. Bir ülkeyi yönetmek, kaynakları dağıtmak veya toplumun ihtiyaçlarına cevap vermek yalnızca tek bir doğru karar vermekten ibaret değil.

Her kararın başka bir sonucu var. Bir alana daha fazla kaynak ayırdığınızda başka bir alan bundan etkilenebiliyor. Bir problemi çözmeye çalışırken başka bir problem ortaya çıkabiliyor.

Electionville, sürdürülebilirlik, ekonomi, yönetim ve toplumsal karar alma süreçlerinin birbirleriyle nasıl bağlantılı olduğunu görmenin çok etkili bir yoluydu.

Etkinliğin en güzel taraflarından biri öğrendiğimiz şeyleri doğrudan deneyimlememizdi. Bir süre sonra oyunun içinde gerçekten karar vermeye başladık ve sonuçlarını gördük. Bu nedenle eğitimden çok gerçek bir deneyim gibi hissettirdi.

Hatta proje sonrasında bu oyunu kendim de farklı gruplarda kullanmak istediğimi düşündüm. Özellikle gençlerle çalışırken karmaşık konuları anlatmanın çok etkili yollarından biri, onları bir simülasyonun içine sokmak. İnsanlar bir sistemi deneyimlediğinde, o sistem hakkında konuşmak çok daha kolay hâle geliyor.

İnsanlar Projeyi Başka Bir Noktaya Taşıdı

Bu projeyi benim için özel yapan yalnızca içerik değildi. İnsanlar da projenin en önemli parçalarından biriydi.

Farklı ülkelerden gelen katılımcıların enerjisi, açıklığı ve öğrenme isteği projenin genel atmosferini doğrudan etkiledi. Bir projede çok iyi hazırlanmış içerikler ve materyaller olabilir. Ancak grup içerisinde etkileşim yoksa bunların etkisi sınırlı kalabiliyor.

Bizim grubumuzda ise bunun tam tersini yaşadık. İnsanlar gerçekten katılmak istiyordu. Soru soruyor, fikir söylüyor, tartışıyordu. Bazen birbirimize katılmıyorduk ama bu da öğrenme sürecinin bir parçası oluyordu.

Proje boyunca kendimi hiçbir zaman sadece bir katılımcı gibi hissetmedim. Sürecin gerçekten bir parçasıydım.

Yüzde Yüz Katılım Hissi

Projeyi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, neredeyse her an herkesin sürecin içerisinde olmasıydı.

Oturumların hiçbiri boş geçmedi. Bir aktivite bittiğinde diğeri başladı ve her etkinliğin bir öncekiyle bağlantısı vardı. Bu durum bazen yorucu olsa da sonunda çok değerli bir öğrenme deneyimine dönüştü.

Önce bir kavramı ele alıyor, sonra bunu bir aktiviteyle deneyimliyor, ardından grup içerisinde tartışıyor ve daha sonra başka bir yöntemle tekrar değerlendiriyorduk. Bu tekrarlar konunun daha iyi anlaşılmasını sağladı.

Eğitmenlerin ve Kurumun Sinerjisi

Projede eğitmenlerin yaklaşımı da sürecin kalitesini ciddi şekilde etkiledi. Katılımcıların yalnızca verilen görevi tamamlamasını beklemek yerine, düşüncelerimizi ortaya koymamızı ve sürece aktif olarak katılmamızı teşvik ettiler.

Kurumun genel yaklaşımı da projeye yansıdı. Her şeyin önceden düşünülmüş olması, materyallerin çeşitliliği ve kullanılan yöntemlerin birbirini tamamlaması, projenin profesyonel bir şekilde ilerlemesini sağladı.

İyi bir Erasmus+ projesi yalnızca iyi bir konu seçmekle oluşmuyor. Doğru yöntem, doğru insanlar, doğru zamanlama ve güçlü bir grup dinamiğinin bir araya gelmesi gerekiyor.
Empowering Youth for a Sustainable Future Erasmus+ eğitim kursu
Katılımcılar, eğitmenler, yöntemler ve güçlü grup dinamiği projenin bütününü besleyen unsurlar oldu.

Son Gün: Bilgiden Deneyime, Deneyimden Eyleme

Projenin son gününde konferanslar gerçekleştirildi. Bir hafta boyunca öğrendiklerimizi daha geniş bir çerçevede değerlendirme fırsatı bulduk. Ardından projenin son bölümüne, geri bildirim sürecine geçtik.

Projenin bize ne kattığını, hangi bölümleri daha çok sevdiğimizi, hangi yöntemlerin daha etkili olduğunu ve gelecekte nelerin geliştirilebileceğini değerlendirdik.

Geri bildirim vermek benim için de önemliydi. Çünkü bir eğitim sürecinin sonunda yalnızca "Güzeldi." demek yerine, neden güzel olduğunu veya hangi noktaların öğrenmemize katkı sağladığını düşünmek gerekiyor.

Bu değerlendirme sayesinde projenin başından sonuna kadar nasıl bir değişim yaşadığımı da daha net görebildim. İlk gün sürdürülebilirlik hakkında sahip olduğum bilgilerle son gün sahip olduğum bakış açısı aynı değildi.

Artık sürdürülebilirliğe daha bütüncül bakıyordum. Daha önemlisi, öğrendiğim şeyleri başka insanlarla paylaşmak ve kendi çalışmalarımda kullanmak konusunda daha fazla motivasyona sahiptim.

Bu Projeden Yanımda Ne Götürdüm?

Bir haftalık bir Erasmus+ eğitim kursunun sonunda elinizde bir sertifika olabilir. Ama aslında yanınızda götürdüğünüz şey bundan çok daha fazlasıdır.

Ben bu projeden öncelikle yeni yöntemler götürdüm. Farklı grup çalışması modelleri öğrendim. Sürdürülebilirlik konusunu ele almak için kullanılabilecek farklı materyaller ve araçlar gördüm.

Electionville gibi bir simülasyonun karmaşık konuları nasıl anlaşılır hâle getirebildiğini deneyimledim. World Map aktivitesinin küresel eşitsizlikleri anlatmadaki gücünü gördüm.

En önemlisi ise öğrenme tasarımının kendisini yeniden deneyimledim. Bir eğitim tasarlarken sadece "Ne anlatacağım?" sorusunun yeterli olmadığını fark ettim.

Katılımcı ne deneyimleyecek? Ne hissedecek? Ne üzerine düşünecek? Kendi hayatıyla nasıl bağlantı kuracak? Ve bu deneyimden sonra ne yapacak?

Bence Empowering Youth for a Sustainable Future projesinin en güçlü tarafı tam olarak bu son soruydu: Peki şimdi ne yapacağız?

Kaunas'tan Ayrılırken

Projenin sonunda Kaunas'tan ayrılırken yalnızca bir eğitim kursunu tamamlamış olarak dönmedim. Yeni arkadaşlıklar, yeni yöntemler, yeni bakış açıları ve gelecekte kullanabileceğim birçok araçla döndüm.

Fakat bu projeyi benim için özel yapan en önemli şey, bütün bunların bir araya gelme biçimiydi. İnsanlar çok iyiydi. Eğitmenler çok iyiydi. Kullanılan yöntemler çeşitliydi. Takım çalışmaları sürekliydi. Oturumlar doluydu. Ve en önemlisi, gerçekten öğreniyorduk.

Bu yüzden bugün geriye dönüp baktığımda bu projenin şimdiye kadar katıldığım en iyi Erasmus+ projelerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Çünkü bazı projeler size bilgi verir. Bazıları arkadaşlık kazandırır. Bazıları yeni bir ülke gösterir. Bazıları yeni yöntemler öğretir. Ama çok az proje bunların hepsini aynı anda yapmayı başarır.

Bilinçten Eyleme

Empowering Youth for a Sustainable Future benim için böyle bir projeydi. Bilinçten eyleme giden yolun önce dünyayı anlamaktan, sonra kendi konumumuzu fark etmekten ve sonunda harekete geçmekten geçtiğini deneyimledim.

Kaunas'ta öğrendiğim en önemli şeylerden biri de değişimin büyük bir hareketle başlamak zorunda olmadığıydı.

Bazen bir soruyu gerçekten sormakla başlıyor. Dünyanın mevcut düzenini sorgulamakla, kendi alışkanlıklarımızı fark etmekle, farklı bir insanın bakış açısını dinlemekle, bir grubun içinde ortak bir çözüm üretmekle...

Ve en önemlisi, öğrendiğimiz şeyi hayatımızın başka bir alanına taşımaya karar vermekle.

Benim için Kaunas deneyimi tam olarak böyle bir başlangıç oldu. Bilinçten eyleme geçmek. Önce fark etmek. Sonra anlamak. Ve sonunda bir şey yapmak.

Belki sürdürülebilir bir gelecek için ihtiyacımız olan en temel adım da tam olarak budur.

Empowering Youth for a Sustainable Future Erasmus+ Proje Katılımcısı Yücel Kültür Vakfı Genç Sayfa Erasmus+ Deneyim Yazıları

YKV Content:1887