Yeşil Bir Yolculuk: Selanik’te Green Is the Future
Selanik’te gerçekleşen Green Is the Future Erasmus+ projesi; sürdürülebilirlik, iklim değişikliği, geri dönüşüm, yeniden kullanım ve çevre dostu yaşam biçimleri üzerine yoğunlaşan, öğrendiklerimi uygulayarak deneyimlediğim yoğun ve verimli bir süreçti.

Projeye başlamadan önce Green Travel kavramını duymuştum ancak bunu daha önce deneyimleme fırsatım olmamıştı. Bu proje sayesinde seyahat ederken çevresel etkimizi nasıl azaltabileceğimizi, daha çevre dostu ulaşım seçeneklerini nasıl değerlendirebileceğimizi uygulamalı olarak gördüm.
Green Travel yaklaşımının çevre dostu olmasının yanında bütçe açısından da avantajlı ve keyifli bir deneyim olabileceğini fark ettim. Bundan sonraki seyahatlerimde bu yaklaşımı tercih etmeye devam edeceğimi düşünüyorum.
Selanik’te ilk adımlar
Arrival gününde öğlen saatlerinde kalacağımız hostele giriş yaptık ve odalarımıza yerleştik. Akşam yemeğinde hep birlikte bir araya geldik ve herkes kendisini tanıttı.
Ertesi gün proje resmî olarak başladı. Kalabalık bir grup olduğumuz için çoğu aktivitede küçük gruplara ayrıldık. Tanışma oyunlarıyla birbirimizi daha yakından tanımaya başladık. Aristoteles Meydanı’nda projeden beklentilerimizi, korkularımızı ve projeye sunabileceğimiz katkıları konuştuk.
Takım olmak ve kültürleri paylaşmak
İkinci gün takım kurma aktiviteleriyle başladı. Farklı gruplarla çalışarak ekip içindeki iletişimimizi ve dayanışmamızı güçlendirmeye yönelik çeşitli oyunlar oynadık.
Akşam gerçekleştirilen kültürlerarası etkinlik ise projenin en keyifli bölümlerinden biriydi. Farklı ülkelerden gelen katılımcılar kendi kültürlerini, yemeklerini ve geleneklerini paylaştılar. Bu etkinlikler sayesinde yalnızca İngilizce pratiği yapmakla kalmadık; farklı dillerden birçok günlük ifade de öğrendik.
İklim değişikliğini farklı ülkelerden dinlemek
Proje boyunca iklim değişikliğinin yerel ve küresel etkileri üzerine sunumlar dinledik. İklim değişikliğinin yalnızca uzak veya gelecekte yaşanacak bir sorun olmadığını, farklı bölgelerde bugün bile ciddi etkiler yarattığını görmek benim için oldukça öğreticiydi.
Geri dönüşüm, atık yönetimi ve çevre dostu yaşam biçimleri hakkında farklı ülkelerin yaklaşımlarını görmek, kendi ülkemdeki uygulamalara da farklı bir gözle bakmamı sağladı.
Upcycling, veganizm ve küçük değişimlerin gücü
Projenin en kalıcı öğrenme alanlarından biri yeniden kullanım, yani upcycling atölyesiydi. Atık malzemelerin tamamen farklı bir amaçla yeniden kullanılabileceğini uygulamalı olarak görmek, bu kavramı benim için daha somut hâle getirdi.
Portekiz ekibinin gerçekleştirdiği oturumda veganizmin çevresel sorunlara bir çözüm olup olamayacağını tartıştık. Yunanistan ekibinin oturumunda ise küçük toplumsal hareketlerin nasıl büyük sistemik değişikliklere yol açabileceği üzerine düşündük.
Green Travel ve thrifting deneyimi
Serbest günümüzde proje kapsamında yerel insanlarla iklim değişikliği hakkında konuşmamız ve onların konuya dair farkındalıklarını anlamamız gerekiyordu. Bu çalışma sayesinde yalnızca proje katılımcılarıyla değil, Selanik’te yaşayan insanlarla da çevre konusunda konuşma fırsatı bulduk.
Aynı süreçte thrifting kavramını da deneyimledim. Daha önce duyduğum ancak hayatımda uygulamadığım bu yaklaşımı arkadaşlarımla birlikte denedik. Thrifting’in hem tüketimi azaltma hem de kullanılabilir ürünleri yeniden değerlendirme açısından sürdürülebilir yaşamın bir parçası olabileceğini gördüm.
Öğrendiklerimizi yaratıcı yollarla anlatmak
Projenin son günlerinde görsel işitsel materyaller oluşturmaya odaklandık. Proje boyunca öğrendiğimiz bilgileri kısa filmler, reklam kampanyaları, afişler, rap müzik ve drama gibi farklı yaratıcı yollarla anlatmaya çalıştık.
Bu çalışmalar benim için oldukça değerliydi. Bir konuyu anlatmanın yalnızca sunum yapmak anlamına gelmediğini; sanat, video, müzik, drama ve görsel tasarım gibi birçok farklı yöntemin kullanılabileceğini deneyimledik.
Green Is the Future bana ne kattı?
Bu proje sayesinde çevresel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği konusunda daha kapsamlı bir bakış açısı kazandım. Geri dönüşüm ve upcycling’in yanı sıra daha önce yalnızca duyduğum Green Travel ve thrifting gibi kavramları bizzat deneyimledim.
Farklı kültürlerden insanlarla iş birliği yapmak, kalabalık bir grubun parçası olmak ve her gün farklı insanlarla çalışmak sosyal becerilerimi geliştirdi. İngilizce pratiği yapmanın yanında farklı dillerden günlük ifadeler öğrenmek de projenin güzel kazanımlarından biriydi.
En önemlisi ise bu deneyim bana sürdürülebilirliğin yalnızca büyük kurumların veya devletlerin sorumluluğu olmadığını gösterdi. Günlük hayatımızda attığımız küçük adımların da bir anlamı var.
Daha bilinçli seyahat etmek, tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmek, kullanılabilir ürünleri yeniden değerlendirmek, ikinci el seçeneklere yönelmek veya çevremizdeki insanları bu konularda bilinçlendirmek küçük gibi görünse de daha sürdürülebilir bir geleceğin parçaları olabilir.
Green Is the Future Erasmus+ Proje Katılımcısı Yücel Kültür Vakfı Genç Sayfa Erasmus+ Deneyim Yazıları