Erasmus+ Deneyim Yazısı

Sahneden Hayata: STAY ile Hikâyelerin Peşinde Bir Erasmus+ Deneyimi

STAY: Storytelling Through Acting for Youth projesi, benim için tiyatro, hikâye anlatıcılığı ve insan haklarını bir araya getiren çok güçlü bir Erasmus+ deneyimi oldu. Vic’te geçirdiğim günler boyunca sahneye çıktım, hikâyeleri farklı yollarla anlatmayı denedim, insan haklarına başka bakışlardan yaklaşmayı öğrendim ve kendi hikâyemi de yeniden keşfettim.

STAY 21-29 Haziran 2024 Vic, İspanya Tiyatro ve Hikâye Anlatıcılığı
STAY Erasmus+ projesinden grup fotoğrafı

21-29 Haziran 2024 tarihleri arasında İspanya’nın Vic şehrinde gerçekleşen STAY: Storytelling Through Acting for Youth Erasmus+ Youth Exchange projesine katılma fırsatı buldum. Daha önce iki Erasmus+ Youth Exchange projesine katıldığım için projelerin genel işleyişine ve dinamiklerine aşinaydım. Ancak STAY, konusu, atölyeleri ve organizasyonuyla şimdiye kadar katıldığım en profesyonel ve en dolu projelerden biri oldu.

Projenin merkezinde tiyatro, hikâye anlatıcılığı ve insan hakları vardı. Profesyonel bir tiyatro geçmişim olmamasına rağmen proje boyunca kendimi rahatça ifade edebildim. Farklı ülkelerden gelen katılımcıların deneyimleri birbirinden farklı olsa da ortam oldukça destekleyiciydi. Bu da yeni şeyler denememi ve kendimi sahnede daha özgür ifade etmemi sağladı.

STAY bana sahneye çıkmanın yalnızca rol yapmak değil, bir hikâyenin içinde yer alarak onu gerçekten anlamak olduğunu gösterdi.

Tanışmalar ve ilk hikâyeler

21 Haziran, katılımcıların projeye geliş günüydü. Akşam saatlerinde kısa bir tanışmanın ardından birlikte yemek yedik. Türk ekibinin bir kısmıyla ilk kez bu akşam tanışırken diğer katılımcılarla ertesi gün buluşacaktık.

22 Haziran’da proje resmi olarak başladı. Kahvaltının ardından sandalyelerle bir çember oluşturduk ve yer değiştirerek birbirimizin isimlerini, ülkelerini, favori filmlerini, yemeklerini ve gitmek istedikleri yerleri öğrendik. Daha sonra bu bilgilerle birbirimizin adeta birer profilini oluşturduk ve hazırladığımız profilleri duvara astık.

Ardından Secret Friend etkinliğimiz başladı. Proje boyunca gizli arkadaşımıza notlar yazacak, küçük sürprizler hazırlayacak ve hediyeler verecektik. Erasmus+ deneyimlerimiz, projeden beklentilerimiz ve korkularımız üzerine düşüncelerimizi posterlere yazdık. Ayrıca “3 doğru, 1 yanlış” oyunu oynayarak birbirimizi daha yakından tanıdık.

STAY projesinde tanışma ve grup çalışması
İlk gün yapılan tanışma çalışmaları, katılımcıların kısa sürede aynı grubun parçası gibi hissetmesini sağladı.

İnsan haklarına farklı bakışlar

23 Haziran’da göç, göçmen, mülteci, göç nedenleri ve insan hakları üzerine bir workshop gerçekleştirdik. Ardından çeşitli insan hakları kavramlarını tiyatro aracılığıyla canlandırdık. Hakların önem sırasını belirlediğimiz bir çalışma da yaptık ve herkes kendi sıralamasının nedenlerini açıkladı.

Günün en etkileyici aktivitelerinden biri ise farklı karakterlere büründüğümüz çalışmaydı. Kimimiz göçmen, kimimiz mülteci, kimimiz ise daha avantajlı koşullarda yaşayan bir insanı temsil ediyordu. Bize yöneltilen sorulara karakterimizin bakış açısından cevap verdik.

Kendimizi başka bir insanın yerine koymak, empati kurmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Akşam İspanya Kültür Gecesi düzenlendi. İspanya hakkında doğru bilinen yanlışları öğrendik ve yerel lezzetlerini tattık. Ardından Sant Joan Festivali için Vic şehir merkezine gittik. Yazın başlangıcının kutlandığı bu özel gecede şehrin atmosferini, kutlamaları ve havai fişekleri deneyimlemek benim için projenin en unutulmaz anlarından biri oldu.

Kız Kulesi’nden storytelling techniques’e

24 Haziran’da ülkelerimize göre gruplara ayrıldık ve kendi ülkemizden bir mitoloji veya efsaneyi seçerek kısa bir tiyatro oyunu hazırladık. Türk ekibi olarak Kız Kulesi efsanesini seçtik. Hikâyeyi senaryoya dönüştürdük, rolleri paylaştık ve kısa sürede sahneledik.

Daha sonra farklı gruplara ayrılarak çeşitli storytelling techniques üzerine çalıştık. Benim grubum Question Technique yöntemini seçti. Bu tekniğin nerelerde kullanıldığını, hangi durumlarda etkili olduğunu ve dizi ve filmlerdeki kullanım örneklerini araştırdık. Hazırladığımız posterleri diğer gruplara sunduk.

Girona’yı keşfetmek

25 Haziran proje programımızdaki gezi günüydü. Sabah otobüsle Girona’ya doğru yola çıktık. Şehre ulaştığımızda yürüyerek şehir merkezine ilerlerken eğitmenlerimiz Girona’nın tarihi ve kültürü hakkında bilgiler verdi.

Daha sonra Girona Katedrali’ni ziyaret ettik. Game of Thrones çekimlerinde kullanılan mekânlardan biri olması da burayı benim için daha ilgi çekici hâle getirdi. Sonrasında birkaç saatlik serbest zamanımız oldu. Katedralin çevresini, şehrin sokaklarını ve köprülerini keşfettik. Girona’nın meşhur tatlılarını ve dondurmasını da denemeyi ihmal etmedik.

STAY projesi kapsamında Girona gezisi
Girona gezisi, projenin kültürel keşif yönünü güçlendiren en keyifli deneyimlerden biri oldu.

Tiyatro, doğaçlama ve hiking

26 Haziran’da tiyatro ve yaratıcılık becerilerimizi geliştirmeye yönelik oyunculuk aktiviteleriyle güne başladık. Bir arabanın koltuklarını canlandırdığımız etkinlikte, her oyuncunun performansının diğer oyuncuların ruh hâlini etkilemesi gerekiyordu. Ardından doğaçlama çalışması yaptık. Sahneye çıktığımız anda bize bir senaryo ve kostümler veriliyor, kısa bir hazırlık süresinin ardından verilen role uygun şekilde performans sergiliyorduk.

İspanya ekibinin hazırladığı workshop’ta ise bir kasabadaki farklı siyasi partileri canlandırdığımız bir oyun oynadık. Her grup kendi fikirlerini savunurken belediye başkanı hangi görüşü destekleyeceğine karar vermeye çalışıyordu.

Günün sonunda ise doğayla buluştuk. Hostelimize yaklaşık yarım saat uzaklıktaki bir dağda hiking etkinliğine katıldık. Akşam saat 20.00’de başlayan yürüyüşümüz gece 01.00’de hostele dönmemizle sona erdi. Uzun ve yorucu olmasına rağmen projenin en güzel anılarından biri oldu.

İnsan haklarını sahneye taşımak

27 Haziran, neredeyse tamamen tiyatro performanslarına ayrılmıştı. Rastgele gruplara ayrıldık ve göç, mültecilik, insan hakları veya sosyal katılım konularından birini seçerek yaklaşık 15 dakikalık bir tiyatro performansı hazırlamamız istendi.

Biz evlenme ve aile kurma hakkını seçtik ve kendi isteği dışında aile baskısıyla evlendirilmeye çalışılan bir çift üzerinden hikâyemizi sahneledik. Diğer gruplar sosyal katılım, zorbalık ve farklı insan hakları üzerine oyunlar hazırladı.

Her performansın ardından izleyiciler oyunda verilmek istenen mesajı ve hangi insan haklarının ele alındığını tahmin etti. Sonrasında gerçekleştirdiğimiz reflection etkinliğinde oyunların bizde yarattığı duygu ve düşünceleri daha derin şekilde paylaştık.

Bu çalışmalar bana tiyatronun yalnızca bir sanat dalı olmadığını, toplumsal konuları görünür kılmak ve insanları düşündürmek için de güçlü bir araç olduğunu gösterdi.

Son atölyeler ve yaratıcılık

28 Haziran, projenin son günüydü. Sabah katılımcıların kendi hazırladığı sekiz farklı aktiviteden istediğimizi seçebileceğimiz bir program vardı. Cinayet oyunu, origami, Türk kahvesiyle kısa film çalışması ve voleybol gibi birbirinden farklı seçenekler arasından seçim yaptık.

Öğleden sonra hep birlikte sandalyelerimizi daire şeklinde dizdik ve meditasyon yaptık. Son bir hafta boyunca gerçekleştirdiğimiz aktiviteleri tek tek değerlendirerek projeden neler öğrendiğimizi ve neler hissettiğimizi konuştuk. Sonrasında Secret Friend etkinliğimizin sonuna geldik. Birbirimize son hediyelerimizi verdik ve artık veda etme zamanının geldiğini fark ettik.

Vedalar ve yeni başlangıçlar

29 Haziran sabahı Türk ve İtalyan ekipleri olarak hostelden ayrılarak Barselona’nın merkezine doğru yola çıktık. Projeye başladığımda önümde yalnızca sekiz günlük bir eğitim ve gençlik değişimi olduğunu düşünüyordum. Fakat proje sonunda bunun çok daha fazlası olduğunu gördüm.

İnsan hakları konusunda farklı ülkelerden insanların olaylara nasıl farklı bakabildiğini öğrendim. Bu tartışmalar empati becerilerimi geliştirdi ve bazı konulardaki düşüncelerimi yeniden değerlendirmemi sağladı.

Tiyatro sayesinde yaratıcılığımı kullanmayı, bir hikâyeyi farklı yollarla anlatmayı ve kendimi sahnede ifade etmeyi öğrendim. Sürekli değişen gruplar sayesinde neredeyse herkesle iletişim kurma fırsatım oldu.

Ama tüm bunların arasında benim için en değerli kazanım insanlarla kurduğum bağlar oldu. Bu kadar kısa bir sürede tanıştığım insanlarla bu kadar derin ilişkiler kuracağımı hiç düşünmemiştim. Her birinin hayatımda ayrı bir iz bıraktığını hissediyorum.

STAY benim için sadece bir Erasmus+ projesi değil; hikâyeleri sahnede anlatırken kendi hikâyemi de yeniden keşfettiğim bir deneyim oldu.

STAY Erasmus+ Proje Katılımcısı Yücel Kültür Vakfı Genç Sayfa Erasmus+ Deneyim Yazıları

YKV Content:1860