Gönüllülük ve Sivil Toplum, Sürdürülebilirlik
Küreselden Yerele: Sivil Toplum
Küresel sorunların, makro düzeyde ne kadar karmaşık olduğu düşünülse de her zaman bir sokakta ve bireyin günlük yaşamında gerçeğe dönüşür. Sivil toplum ve gönüllülük tam da burada bir bağlantı oluşturuyor. Yerelde atılan her adım, küresel bir değişimin en dokunabilir ve sürdürülebilir parçasını oluşturur.
Yerelin Gücü ve Küreselin Kökeni
Küresel dediğimiz birçok sorun aslında görmezden gelinen yerel sorunların birikimidir. Sürdürülebilir kalkınma amaçlarından “Açlığa Son” bir çiftçinin toprağının verimsizleşmesiyle, “İklim Eylemi” ise bir mahallede kontrolsüzce artan betonlaşmayla başlar. Küresel krizler durup dururken ortaya çıkmamıştır. Bu krizler mahallemizde, sokağımızda görmezden gelinen ve ihmal edilen küçük sorunların büyümesiyle ortaya çıkmıştır. Sivil toplum ve gönüllülük de tam bu noktada karşımıza çıkar. Yerelde ortaya çıkan sorunları gönüllülerle birlikte iyileştirir. Diyelim ki sokaklarımızdaki atık sorununu çözmedik, o atık denizlerimizde çöp adaları oluşana kadar devam edecektir. Gönüllülüğü sadece küçük bir iyilik olarak görmeyelim. Küresel bir krizin yayılmasını önleyen bir köprü olarak nitelendirebiliriz.
Dünyayı değil geleceği kurtarmak
Sürdürülebilirlik denildiği zaman akla ilk gelen çevrenin zarar görmesi veya korunmasıdır. Ancak sürdürülebilirlik yalnızca bununla sınırlı değildir. Sivil toplum perspektifinden bakıldığında, dünyayı kurtarmanın çok daha fazlasıdır. Sürdürülebilirlik aslında geleceği kurtarmaktır. Birleşmiş Milletlerin kalkınma amaçlarından “Sorumlu Üretim ve Tüketim” ve “Eşitsizliklerin Azaltılması” hedefleri, bugün kullandığımız kaynakların bizden sonrakilere ne bırakacağıyla ilgilenir. Gönüllülük, bu hedeflere ulaşmada en temiz ve sürdürülebilir güçtür. Bir toplumu bir arada tutan gönüllü motivasyonudur. Yereldeki bir sosyal sorunu çözmek için kurulan bir dernek yalnızca bugünün sorununu çözmez; o sorunun gelecekte tekrar etmemesi için çabalar. Buradaki amaç yalnızca yardım etmek değil, güçlendirmektir. Bir gönüllü hareketi, bir mahallede kendi kendine yetebilen, ayrıca farklı etkilerle kendini yenileyen ve uyum sağlayan bir yapıya dönüştüğünde sürdürülebilir olur.
Görünmez bağlar
Bir toplumu ayakta tutan şey sadece beton binalar ve yasalar değildir. İnsanları birbirine bağlayan görünmeyen güven bağlarıdır. Akademide bunu “sosyal sermaye” olarak adlandırırız. Sivil toplum kültüründe ise “gönül bağı” olarak adlandırabiliriz. Sürdürülebilirlik yalnızca doğayı korumak değil; toplumsal güveni ve barışı da korumaktır. Bir toplumun bireyleri arasında ortak bir amaç için hareket etme kültürü gelişmemişse, o toplumun küresel krizlere karşı koyabilmesi çok zorludur, hatta imkansızdır. Sivil toplum, toplumun ortak vicdanıdır. Ortak vicdan yerelde filizlenir ve küreselde anlam kazanır. Bir mahallede oluşturulan dayanışma, daha parlak bir geleceğin vazgeçilmez parçasıdır.
Sonuç olarak, sivil toplum ve gönüllülük yalnızca boş zamanları değerlendiren bir sosyal aktivite değil, küresel sürdürülebilirliğin önemli yapılarından biridir. Yerelde oluşturulan her samimi çaba, küresel krizin yayılmasını önler.
Aslı Şahin
Yücel Kültür Vakfı
Gönüllü Yazar