Dijital Gönüllülüğün Sürdürülebilirliği
Gönüllülük kavramı, yüzyıllardır insanlığın en saf dayanışma hali olarak bilinir. Birine yardım etmek denildiğinde aklımıza genellikle fiziksel bir eylem gelir; bir afet bölgesine koşmak, bir aşevinde yemek dağıtmak veya kıyıları temizlemek gibi. Ancak yaşadığımız dijital çağ, hayatımızın her alanını değiştirdiği gibi “iyilik yapma” biçimimizi de kökten değiştirdi. Artık sivil toplumun sürdürülebilirliği, sadece sahadaki insan gücüne değil, internetin gücüne, yani “dijital gönüllülüğe” emanet.
Dijital gönüllülük (veya e-gönüllülük), bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak, mekândan bağımsız bir şekilde sivil toplum kuruluşlarına destek olmaktır. Peki, bu yeni model sürdürülebilirlik için neden bu kadar hayati?
İlk olarak, dijital gönüllülük “çevresel sürdürülebilirlik” açısından en zararsız modeldir. Geleneksel gönüllülük faaliyetleri genellikle ulaşım gerektirir. Toplantılar için seyahat edilir, organizasyonlar için araçlar kullanılır ve kâğıt israfı yaşanabilir. Oysa dijital gönüllülükte karbon ayak izi neredeyse sıfırdır. Bir çeviri yaparak, bir derneğin sosyal medya hesaplarını yöneterek veya online ders vererek sağlanan katkı, doğaya hiç yük bindirmeden gerçekleşir. Dünyayı kurtarmaya çalışırken onu kirletmemek, bu işin en tutarlı yanıdır.
İkinci olarak, bu model sivil toplumun “krizlere karşı dayanıklılığını” artırır. Yakın geçmişte yaşadığımız pandemi süreci bunun en net kanıtıydı. Fiziksel temasın kesildiği, sokağa çıkmanın yasaklandığı anlarda bile sivil toplum durmadı; şekil değiştirdi. Gönüllüler evlerinden organize olarak ihtiyaç sahiplerini belirledi, online psikolojik destek hatları kurdu ve doğru bilgiyi yaydı. Yani dijitalleşme, sivil toplumun en zor şartlarda bile "sürdürülebilir" kalmasını sağlayan bir can simidi oldu.
Üçüncü ve belki de en önemli boyut, "insan kaynağının sürdürülebilirliğidir". Geleneksel gönüllülük zaman ve fiziksel güç ister. Bu durum, yoğun çalışan beyaz yakalıları, engelli bireyleri veya evden çıkamayanları sürecin dışında bırakabilir. Dijital gönüllülük ise kapıları herkese açar. İstanbul’daki bir grafik tasarımcı, oturduğu yerden Van’daki bir köy okulunun logosunu tasarlayabilir. Bu esneklik, sivil toplumun insan kaynağını sürekli taze ve canlı tutar. "Vaktim yok" bahanesi, yerini "İnternetim var, o halde yardım edebilirim" anlayışına bırakır.
Sonuç olarak, sürdürülebilirlik sadece doğayı korumak değil, iyiliğin ve dayanışmanın devamlılığını sağlamaktır. Dijital gönüllülük, sivil toplumu hantal bir yapıdan kurtarıp hızlı, masrafsız ve kapsayıcı bir güce dönüştürmüştür. Geleceğin dünyasında, klavye başında yapılan kahramanlıklar en az sahada yapılanlar kadar değerli ve gerekli olacaktır.
Ayça Simay Dinçer
Yücel Kültür Vakfı
Gönüllü Yazar
Kaynakça
United Nations Volunteers (UNV). (2022). State of the World’s Volunteerism Report: Building Equal and Inclusive Societies. Bonn: UNV.
Cravens, J., & Ellis, S. J. (2014). The Last Virtual Volunteering Guidebook: Fully Integrating Online Service into Volunteer Involvement. Philadelphia: Energize, Inc.
Ackermann, K. (2019). "Volunteering in the Digital Age". In: Hustinx, L., et al. (Eds.), The Palgrave Handbook of Volunteering, Civic Participation, and Nonprofit Associations. London: Palgrave Macmillan.