Genç Sayfa
#gönüllülük #dayanışma #gençlik #birliktelik #toplumsalbağ

Bugünün dünyası, hızı değişen gündem ve trendlerin yanı sıra her gün en iyi halini paylaşıp en maksimumu yeni normal kabul eden rekabetiyle ulaşılması zor bir standarda büründü. Bu atmosferde gençler, genellikle kendi yaşam mücadelelerinin labirentinde yalnızlaşmış ve tam anlamıyla bağ kuramamış hissediyorlar. Bu durum, hızla akıp giden ve genellikle tek yönlü etkileşimiyle bizleri pasif katılımcılar rolüne iten modern yaşamın bir sonucu olarak, gençleri her gün kendilerini daha sert yargılayıp adım atmaktansa kıyaslamaya ve imrenmeye güdülendikleri bir yaşama itti.

Oysa gönüllülük, gençleri bu soyutlanmış "ekranın" ötesine, gerçek temasın ve somut deneyimin yaşandığı "normale" geri çağırıyor. Gönüllülük sadece bir iyilik eylemi değildir; gençlere "ben buradayım ve bu toplumun anlamlı bir parçasıyım" deme fırsatı verir. Bu deneyim, gençlerin pasif birer gözlemci olmaktan çıkıp, aktif birer katılımcı olmalarını sağlıyor.

İşte tam da bu noktada, izleyici olmanın getirdiği mesafenin aksine, bir şeyin parçası olmanın dönüştürücü gücü devreye giriyor. Bir proje sırasında birlikte bir masa kurmak, bir çocuğun samimi gülümsemesine şahit olmak veya bir ağacın dikildiği o anı paylaşmak gibi gerçek dünyaya ait, somut eylemler, gençlerin gönüllülük sayesinde yeniden deneyimlediği "normali" oluşturur. Çünkü insan temas ettiğinde bağ kurar; ancak katkı sunduğunda kendini bütünün değerli bir parçası olarak hisseder.

Bu somut katkı hali, gençlerin kimlik inşası için hayati bir süreçtir. Gönüllülük deneyimleri onlara, "benim yaptıklarımın bir etkisi var" duygusunu yaşatır. Bu etki bilinci; öz güveni, toplumsal sorumluluk bilincini ve kendilik değerini besler. Böylece genç, potansiyelini gördükçe hem dünyaya hem de kendine karşı daha umutlu hale gelir.

Özetle, bireyselleşmenin baskın olduğu bir çağda, gençlerin bir araya gelip topluma el uzatması, "Biz yalnız değiliz. Değişim, birlikteyken mümkündür" mesajını taşıyan güçlü bir dayanışma çağrısıdır. Gönüllü olan her genç, sadece bir etkinliğe katılmakla kalmıyor; insan olmanın özündeki dayanışmayı canlandırıyor ve bize şunu net bir şekilde hatırlatıyor: Biriz, birlikteyiz. Ve birlikte olduğumuzda çok daha güçlüyüz.

Bu durum, tıpkı bir orkestrada sadece dinleyici olmak yerine, bir enstrüman çalmaya başlamaya benzer; sadece müziği duymak yerine, müziğin kendisi haline gelirsiniz, ortaya çıkan eserin bir parçası olursunuz ve sesinizin tüm kompozisyon üzerindeki etkisini hissedersiniz.

Meryem Sarıyar
Yücel Kültür Vakfı
Gönüllü Yazar

YKV Content:1698