Bugün binlerce genç saatlerini sosyal medyada geçirirken, kitapçıların, tiyatroların ve sinema salonlarının boş kalması aslında çok daha derin bir sorunun işareti: Gençlerin kültür ve sanatla olan bağının giderek zayıflaması. Bunun en büyük nedenlerinden biri ise kültürel ve sanatsal faaliyetlere erişimin her geçen gün daha pahalı hâle gelmesi. Kitap fiyatlarının 200-250 TL, bir konser biletinin 500-1000 TL, sinema biletlerinin ise 150-200 TL arasında olması, gençleri zorunlu olarak daha ucuz ve kolay ulaşılabilir alternatiflere yöneltmektedir. Bir öğrenci ayda sadece bir kez kitap okumaya, bir konser dinlemeye ya da bir filme gitmeye kalksa bile ciddi bir bütçe ayırmak zorunda kalmaktadır. Bu da kültür ve sanata düzenli katılımı neredeyse imkânsız hâle getirmektedir.
Maddi engeller sebebiyle gençler kültürün gerçek yüzüne değil, sosyal medyanın yüzeysel ve çoğu zaman yapay dünyasına mahkûm oluyorlar. Kitapları PDF olarak okumak, filmleri kaçak sitelerden takip etmek, konserlere gidebilmek için ise ücretsiz etkinlikleri beklemek zorunda kalıyorlar. Bu durum yalnızca bireysel gelişimi değil, ülkenin kültürel geleceğini de olumsuz etkilemektedir. Çünkü sanatla temas kurmayan bir gençlik, yaratıcılığını geliştirmekte, dünyaya farklı açılardan bakmakta ve kendini ifade etmekte zorlanmaktadır.
Bu noktada bakanlıkların, belediyelerin ve ilgili kurumların sorumluluğu büyüktür. 16-26 yaş arası gençlerin kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılımını artıracak projeler, kampanyalar ve özel destek programlarının ivedilikle hayata geçirilmesi lazımdır. Eğitim burslarının yanında kültür-sanat bursları oluşturulması, gençlere aylık belirli bir kontenjanla ücretsiz veya indirimli etkinlik imkânı sağlanması ciddi bir fark yaratacaktır.
Ayrıca ülkemizin doğusu ile batısı arasındaki fırsat eşitsizliği de bu sorunun önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Konserlerin çoğunun büyükşehirlerde yapılması, yeni vizyona giren filmlerin önce büyükşehirlerdeki sinemalara gelmesi, küçük Anadolu şehirlerinde yaşayan gençlerin kültürel etkinliklere erişimini kısıtlamaktadır. Kültür ve sanatın yalnızca büyükşehirlere sıkışması, ülkenin geri kalanında yaşayan gençleri adeta dışarıda bırakıyor.
Oysa kültür ve sanat, yalnızca bireyin değil toplumun da gelişmesi için vazgeçilmez bir güçtür. Gençlerin bu dünyaya daha kolay adım atabilmesi için ekonomik, coğrafi ve sosyal engellerin azaltılması şarttır. Daha erişilebilir bilet fiyatları, gezici tiyatrolar ve konser projeleri, küçük şehirlerde düzenlenecek festivaller, öğrenci odaklı abonelik sistemleri gibi uygulamalar bu sorunun çözümünde etkili olabilir.
Kısacası, gençlerin kültür ve sanatla yeniden güçlü bir bağ kurması, hem onların kişisel gelişimi hem de ülkenin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle gençlere sadece maddi destek değil, aynı zamanda kültür ve sanata ulaşabilecekleri adil ve sürdürülebilir bir sistem sunmak hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır.
Tugay Şen
Yücel Kültür Vakfı
Gönüllü Yazar